Tarihî konuşma!

~ 25.03.2012, Güngör MENGİ ~

Dünkü gazeteler Başbakan’ın Harp Akademileri’nde “tarihî bir konuşma” yaptığını yazdılar.

Tarihî olan nedir?

Konuşmanın içerdiği söylemler mi, yoksa Başbakan Erdoğan’ın Harp Akademileri’nde bugünün ve yarının komutanlarına ilk kez hitap ediyor oluşu mu?

Bunu bilemiyoruz ama sağlıklı bir tahmin yürütebilmek mümkündür.

Medyaya ve kamuoyuna kapalı bir toplantı, tarihî bir konuşma için zemin olabilir.

Ama Harp Akademileri’nde Başbakan, büyük çoğunluğu asker de olsa 800 kişilik bir kitleye hitap etmiştir. Kamuoyundan gizlenen bir konuşma devlet sırrı demektir.

Ama hiçbir sır da 800 kişilik bir kitleye emanet edilemez.

Dolayısıyla konuşmanın önemini “ilk” olma niteliği yaratmakta, fakat askerle doğrudan temas arzusu ve bu arzuyu doğuran niyet dikkat çekmektedir.

Sızan haberler de zaten Başbakan’ın, kamuoyundan gizlenme gereği olmayan görüşler ifade ettiğini ortaya koymaktadır.

Bu durumda Başbakan Erdoğan’ın, iktidarla TSK arasındaki ilişkileri rayına koymak amacıyla bu konuşmayı fırsat olarak kullandığı düşünülebilir.

Eğer darbe iddialarına dayalı davalar ve kitlesel tutuklamalarla zedelenen güven duygusunu tamir edecek bir imkân aranmışsa, Harp Akademileri’ndeki kürsü doğru bir seçim olmuştur.

Burada yapılan ciddi hata, kamuoyunun karanlıkta bırakılması, MGK bildirilerinin içerdiği keçiboynuzu şekeri oranında bir bilginin dahi halktan esirgenmesidir.

Olayla ilgili medyaya verilen malzeme, karşılamanın, kürsüye çıkışın sessiz görüntüleri ve konuşma sonundaki alkış sesleridir.

Bu alkışlar önemsenmeyi hak ediyor.

Kurmay subayların alkışları, ev sahibi konumunun yüklediği bir nezaket borcu mudur, yoksa iktidar-asker ilişkilerini onaracak yeni bir sürecin işaretini almaktan doğan memnuniyetin yansıması mı?

O alkışların nedenini anlamaya hepimizin hakkı var.

Daha fenası, ihtiyacımız var.

BDP’ye şans tanımalı

Siyasi havayı gergin tutmak, Meclis’teki çoğunluğunu buldozer gibi kullanmak amacında AKP’ye bahaneler sunuyor.

Anayasa referandumunda bunu kullandı. Belli ki eğitimle ilgili yasayı da aynı yöntemle geçirecek.

Ama Kürt sorununun çözümünde PKK dışlanıp BDP muhatap alınacaksa, Başbakan’ın bu partiye bakışını değiştirmesi gerekecektir.

Başbakan son olarak “Ana ilkemiz, terör örgütü ile sonuna kadar mücadele, siyasi uzantısıyla da müzakere” dedi.

Yine öfkeyle söylenmiş sözlerdir bunlar.

Sakin ve sağduyulu bir yaklaşım, BDP Başbakan’ın dediği gibi bile olsa onu terör örgütü ile bir göstermekten vazgeçmektir.

Mecliste PKK’nın siyasi uzantılarına değil, demokratik alternatiflerine ihtiyaç vardır.

BDP, ırkçı şiddete karşı, yani PKK’ya karşı muhalefet yürüttüğü, Kürt vatandaşları demokratik mücadele safında toplanmaya razı ettiği ölçüde övülmeli, ödüllendirilmelidir.

Bundan böyle BDP milletvekillerinin sorumluluğu ağırlaşacak. Yardım etmek lazım onlara..

(Gazete Vatan)

Güngör MENGİ | Tüm Yazıları
Hits: 1106