CHP'de Rapor Var, Politika Yok.

~ 23.03.2012, Mustafa SÖNMEZ ~

CHP, Kemal Kılıçdaroğlunun takdim yazısıyla, Nereden Nereye başlıklı bir ekonomik rapor açıkladı. Şu kadarını belirtelim ki belli eksiklerine rağmen, yakın zamanlarda CHPnin yayımladığı en derli toplu, en anlaşılır bir rapor bu. Grafikler ve özlü anlatımlarla ekonominin panoramik görünümü iyi ifade edilmiş. Emek verenlerin eline sağlık Amma Bu raporun mesajı ne? Teşhis ne, tedavi nerede? Kısaca rapor var, ama tutulacak ana halka yok, politika yok. Politika nerede?

Kılıçdaroğlu -nedense, henüz CHP web sitesine konmamış- raporun önsözünde diyor ki Dokuz yıldır tek başına iktidarda olan AKP, elindeki büyük medya gücü ve desteğinin etkisiyle ekonomide sürekli pembe bir tablo çizmekte, makyajı bol bu tabloya da tüm milletin inanmasını istemektedir. Oysa sokaktaki vatandaşımızın günlük hayatında yaşadığı sıkıntılar AKPnin çizdiği bu pembe tablodan çok farklıdır.

Halkın iş aş sıkıntısı çektiğini ifade etmek, bunu raporlara dökmek ana muhalefet partisinin elbette görevidir. Ama en az onun kadar önemli olan, çektirdiği sıkıntılara rağmen, bu iktidarın nasıl hükümet etmeye devam ettiğini bize açıklaması, bunun teşhisini yapması, dahası sorunların tedavisi için yol göstermesi değil midir?

CHP, bu rapor ile sanayiciye, işadamına, iyi kötü işi olana, göremediği bir şeyi gösterip yeni bir politika önermekte midir? İki yıldır üst üste gerçekleştirilen yüzde 8 büyümenin ardından, AKP, 2012de de en az yüzde 5 büyümeyi gerçekleştirebilecek görünmektedir. Resmi işsizlik yüzde 10a yakın. Ama 2 yılda tarım dışında 2 milyon kişi istihdam edilmiş. Ama inşaatta, ama ithalata bağımlı sanayi ve hizmette, turizmde Sonuçta istihdam artmış görünüyor. Peki, nasıl oluyor bunlar? AKP, ne yapmaktadır da büyümeyi sürdürmektedir? Buna doğru teşhisi koymadıkça ve bunun ürettiği sorunlara çözüm önermedikçe, raporlar istediğiniz kadar gerçeklere ayna tutsun, yetmiyor

***

CHP raporunda bütçe açıklarından, kamunun borç yükünün arttığından söz ediliyor, ama bütçe açığının ve kamu borç stokunun milli gelire oranının düşüklüğünden hiç söz edilmiyor. Maliye ayağındaki bu iki oran, AKPyi suyun üstünde tutan işin sırrıdır. Bugün 77 milyar dolarlık ve milli gelirin yüzde 10.5ine ulaşan dünya rekoru bir cari açık kamburuna rağmen, sıcak para akışı sürüyorsa, bu sayede büyüme çarkı dönüyorsa, bu sayede işsizler tarım dışında, düşük ücretli, güvencesiz de olsa, iş bulabiliyorlarsa ve ithalata bağımlı da olsa bu büyüme sayesinde Hazineye vergi girip bütçe açıkları en alt düzeyde seyrediyorsa, bu, AKPnin ta 2001 krizinden devraldığı mali disiplini hiç elden bırakmamış olmasındandır.

Ama CHPnin fark etmesi gereken tam da bu noktadır. Bu mali disiplini tesisin adaletsizliği ve AKP rejiminin bu adaletsizliği sürdürmeye imkân, meydan bulmasıdır. Çok kere yazdım, ama yine tekrarlamalıyım.

AKP iktidarının, bunca kırılganlığa rağmen birçok AB ülkesi ve yükselen ülkeye kıyasla yüksek büyüme oranları tutturmasında Maliye performansı”, dış yatırımcının aklını çelmeye, sıcak para girişini cazip kılmaya yaramaktadır. Yine bu maliye sayesindedir ki Merkez Bankası her kur şokunun uç verişinde hemen faiz silahını rahatlıkla kullanabilmektedir. Bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 1lere kadar düşürülmüş, kamu borç yükü de milli gelirin yüzde 35ine inmiştir. Bu oranlar, ABdeki oranların yanında, göz almakta, cari açık kamburunu unutturmaktadır. O zaman sormak gerekir: Nasıl oluyor da böyle bir Maliye performansı sürdürülüyor? Konu ile ilgili 3 gerçeği yineliyorum:

1- Vergi adaletsizliği hiçbir engelle karşılaşmadan sürdürülmektedir. CHP raporunda da yer alıyor; dolaylı vergiler yüzde 70lere yaklaşıyor. Deprem vergisi olarak 1999da getirilen iletişim vergisi kaldırılmadı. En fahiş akaryakıt vergisini, en fahiş alkol, sigara vergisini ödüyoruz. CHP, bu adaletsiz vergilere niye yeterli muhalefet yürütmüyor? Doğrudan vergilerin ağırlıklı kısmı ücretli sınıftan alınıyor, bankalar, firmalar kurumlar vergisi olarak toplam vergilerin yüzde 10unu bile ödemiyor. Bu vergi adaletsizliği çarkına çomak sokmadıkça, AKP, bu gemiyi yüzdürür.

2- AKP, doludizgin özelleştirme yapıyor ve iktidarı süresince 50 milyar doları bulan bu özelleştirme geliri sayesinde, bugün herkesin gıpta ettiği, denk bütçe ile hükümet ediyor. KİTlerin ardından kamu arazileri, binaları, kamusal varlıklar haraç mezat satılıyor. İşsizlik Sigortası Fonundan yılda 5 milyar TLye yakın kaynak, GAP yatırımlarını tamamlama gerekçesiyle bütçeye çekiliyor. AKP rejimi, bunu da elini kolunu sallayarak yapıyor.

3- Bütçenin harcama ayağında AKP sürekli budamalara gidiyor. Eğitimden sağlığa, tarıma destekten muhtaçlara transferlere kadar halkın yararlanabileceği sosyal devlet olmanın gereği harcamaları, AKP sürekli kısıyor. En son yeşil kartlıları gelir testinden geçirerek, sağlıkta cepten harcamalara zorlayarak yeni budama örnekleri verdi.

Halk, gündelik hayatta çektiği sıkıntıların farkındadır. Asıl farkında olunması gereken bu çarkın nasıl döndüğü ve dönmesinin nasıl önleneceğidir. Bu maliye tezgâhı işledikçe, bu vergiler takır takır tahsil edildikçe, bu özelleştirmeler güle oynaya yapıldıkça, işsizlik sigortası -belki yarın kıdem tazminatı fonu- yağmalandıkça, sosyal devlet harcamaları engelsizce kırpıldıkça, AKP maliyesi göz kamaştıracak, bu durum sıcak para akışına süreklilik kazandıracak ve Türkiye ekonomisi, cari açık rekortmeni olmasına rağmen büyümesini sürdürecek

Özetle, CHPliler muhalefette inandırıcı bir çizgi izlemek istiyorlarsa, önce AKPnin bu rüzgârını kesecekler. Herkesten gelirine göre kaynak temininin yolunu gösterecekler. Başka bir büyüme modelinin mümkün olduğunu, bir politika olarak halkın önüne koyacaklar. Tabii, iktidara taliplerse

(Cumhuriyet)

Mustafa SÖNMEZ | Tüm Yazıları
Hits: 1240