Tanzimat Aydını da Düştü Aynı Yanlışa

~ 20.03.2012, Ali SİRMEN ~

Nedim Şener, Ahmet Şık, Sait Çakır ve Coşkun Muslukun, tahliyelerinin gerekçesinin ne olduğunun sorulması şaşırtıcı değil.

Bu tahliyelere hukuki bir gerekçe bulmanın imkânı yok.

Adamların tutuklanmalarının hukuki bir gerekçeleri yoktu ki bırakılmalarının olsun!

Bu durumda çoğu kişi aynı soruyu merakla soruyor:

- Neden bırakıldılar?

Kimilerinin yanıtı hazır:

- AB sayesinde çıktılar.

Neden bırakıldıkları doğru bir soru, AB sayesinde çıktıkları da yanlış bir yanıttır.

Nitekim yanıtın yanlışlığını bu tür savların ileri sürüldüğü günlerde, Tayyip Erdoğanın bir AB üyesi olan Almanyada Steiger hoşgörü ödülünü alması gösteriyor...

Tayyip Erdoğana, hoşgörüsü ve insani değerleri ön planda tutması veya Avrupanın inşası konusundaki olumlu çabaları dolayısıyla ödül veren Avrupanın, Türkiye zindanlarında çürüyen gazetecilerin salıverilmesine katkıda bulunduğunu söylemek nasıl mümkün olabiliyor?

Ama bizde kimileri hâlâ ısrarla Avrupanın Türkiyede demokrasiyi kurma ve pekiştirme işlevi olduğuna herkesi inandırmaya çalışıyorlar.

***

Aynı yanlışa Tanzimat aydınları da düşmüştü. Onlar da, Avrupanın Osmanlıya hürriyet ve demokrasi getireceğini sanıyorlar. Avrupanın iki yüzünü ve bu iki yüzün çelişkisinin sonucu olan ikiyüzlülüğünü görmemekte direniyorlardı.

Avrupa ne Osmanlıya hürriyet ne de Türkiye Cumhuriyetine demokrasi getirme yükümlülüğü altında hisseder kendini.

O kendi çıkarlarının peşindedir. Kendi kulübü içinde olanların uyması gereken kurallar olduğunu düşünür, ama kendi bünyesine almayı düşünmediği Türkiye için Bon Pour lOrient(Yalnız Doğuda geçer) bir demokrasi yeter de artır bile.

Yoksa hürriyet, demokrasi, anayasal düzen falan onlar için hiç fark etmez.

Fransa 1881 yılında, kendi İzmir konsolosluğundan siyasi sığınma talep eden Hürriyet kahramanı, Kanuni Esasinin kabulünün baş mimarı, Fransadan aldığı ilhamla Şûrayı Devletin (Danştay) kurucusu Mithat Paşa Abdülhamidin kasaplarına gözünü kırpmadan teslim edivermişti.

Bugün Türkiyede artık Bon Pour lOrient demokrasinin simgesi olan Tayyip Erdoğana hoşgörü ödülünü veren Avrupanın çıkarının ötesinde bir misyonu yoktur.

Doğrusu da budur.

Hiçbir ülke bir başka ülkeye demokrasi götüremez. Götürebileceğini düşünecek olanlara ABDnin Iraka götürdüğü demokrasiyi anımsatmak isterim.

Ayrıca hiçbir ülke de ithal demokrasiyle kurtulamaz, özgürlüğe kavuşamaz.

***

Avrupanın Türkiyeye demokrasi getireceği konusunda 200 yıldır süren yanılgı arabayı atın önüne koşan düşüncenin ürünüdür.

Türkiye ABye girdiği için demokrasi olmayacak, ancak demokrasiye ulaştığı zaman Avrupaya üye olabilecektir.

Kaldı ki, şu anda, Avrupa, Türkiyeyi kendi birliği içinde görmek istemiyor.

Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa Milletler camiası içinde kabul edildiğini hükme bağlayan ve onun toprak bütünlüğünü garanti eden 1856 Paris Antlaşması ertesinde, İstanbul yaşasın Avrupalı olduk!diye bayram ederken, Avrupalılar bunları nasıl biraz hayret, biraz küçümsemeyle ve geniş geniş gülümsemeyle izliyor idiyse, Aralık 2004te Tayyip Erdoğanın üyelik müzakereleri konusunda tarih alması üzerine aynı çığlıklarla Ankarada gündüz havai fişek atan Türklere de Avrupa yine aynı hayret ve küçümseme ve geniş gülümsemeyle bakıyordu.

Osmanlı tarihini Osmanlı aydınının Avrupa konusundaki aymazlığını, Türkiye AB ilişkilerini yakından gördükten sonra, hâlâ Avrupanın Türkiyeyi özgürleştirip demokratikleştirme misyonuna sahip olduğunu sanmak en hafif deyimiyle aymazlıktır.

Bu kadarı da biraz ayıp olmuyor mu?

(Cumhuriyet)

Ali SİRMEN | Tüm Yazıları
Hits: 1604