Abant'ta Anayasa konuşuldu ama hukuk unutuldu!

~ 13.03.2012, Cüneyt ÜLSEVER ~

Abant Toplantılarından birisi daha geçen hafta sonu yapıldı ve bu kez “yeni Anayasa” tartışıldı.

Ben toplantının sonuç bildirgesini okudum. Bildirge daha çok vatandaşılık tarifi, yerel yönetim (özerklik!), ana dil ve dini özgürlükler üzerinde duruyor. Demek ki, katılımcılara göre Anayasa denince akla sadece “Kürtler” ve “dindarlar”ın Anayasal hakları geliyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi için ise iki öneriden birisi şöyle:

   “Yeni anayasada parlamenter sistem korunmalı, cumhurbaşkanının yetkileri daraltılarak, devletin temsili görevleri ve demokratik klasik parlamenter sistemlerdeki konumuna kavuşturulmalıdır. Cumhurbaşkanı, halk oyu ile bir dönem için yedi yıllığına seçilmelidir.”
 
   Bu öneride hem Cumhurbaşkanı’nı halk seçiyor, hem parlementer demokrasi korunuyor, hem de seçilmiş cumhurbaşkanının yetkileri daraltılıyor!
   Orada ne konuşuldu bilemem ama bu öneri nasıl uygulanabilir, benim aklım karıştı.
   Seçilmiş cumhurbaşkanının yetkilerini kim, hangi hadle kısıtlayacak?
   Seçilmiş cumhurbaşkanı ile parlementer demokrasi nasıl bir arada yürüyecek?
   Acaba, Recep Tayyip Erdoğan seçilen ilk cumhurbaşkanı olacağı varsayımı ile bir tedbir mi alınıyor? Esasında Erdoğan’ın seçim ile cumhurbaşkanı olmasını istemiyorlar da açık söylemeye dilleri mi varmıyor?
                                                                     ***
   Sonuç bildirgesine dikkatle baktım. Yeni Anayasa önerilerinde “hukuk” yok!
   Ülke “hukuksuzluk darboğazında” boğuluyor ama bu kadar kıymetli Anayasacı, hukukçu, akil adam yeni Anayasa’yı tartışırken, görünen odur ki; Türkiye’nin “hukuk meselesi”ne hiç değinmemişler.
   HSYK’nın, Anayasa Mahkemesi’nin yapısı, görevleri hakkında sonuç bildirgesinde ilaç niyetine olsun bir tek cümle yok!
   Örneğin 12 Eylül darbesi ürünü ve son şeklini 12 Eylül Anayasa Referandumu’nda alan  HSYK’da şöyle bir yapı var:
   2010 Anayasa referandumu ardından; HSYK üyeliği için 17.10.2010’de tüm yurtta hakim ve savcılar arasında yapılan seçimden önce benim de elime geçen, Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanmış, “Adli Yargı” listesinin % 100 tutma ihtimali, 167 aday ve 10 (7+3) seçilmiş kişi olduğuna göre: %0.000000000000000000000005927 (% 0. 23 adet sıfır ve 5927) idi ve liste %100 tutmuştu!!!!
   Hükümet kimleri istedi ise “bağımsız HSYK”ya sadece onlar seçilmişti!
   Bu yapıda bir HSYK, Anayasa ürünü olduğu halde, “Abantçı aydınları” hiç rahatsız etmemiş!
   Kazanan HSYK listesinde Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürü, Adalet Akademisi Müdürü  gibi bürokratların da bulunmasını “Abant aydınları” hiç sorgulamamış
   Hali ile, dünya demokrasi literatüründe tek örnek olarak Adalet Bakanı ve Müsteşarı’nın HSYK’nın doğal üyesi olması da “yeni Anayasa”yı tartışan zevatı hiç ilgilendirmemiş!
                                                                     ***
   Son dönemde HSYK tarafından görevden alınan 15 özel yetkili savcının 15’nin de sanıklar lehine karar vermiş savcılar olduğu da herhalde Abant’ta tartışılmadı.
Uzun tutukluluk süreleri, iddianamelerde yer aldığı iddia edilen “yalan beyanlar”, uyduruk “gizli tanıklar”, tutuklu gazeteciler gibi konular zaten Anayasa konuları olmadığı için hiç tartışılmamış ki sonuç bildirgesinde yoklar!
                                                                     ***
Abantlı dostlar, “bağımsız aydın beyni nasıl çalışır?” sorusuna da hiç akıl yormamışlardır, dersem haksızlık mı etmiş olurum acaba?
 
(Yurt Gazetesi)
Cüneyt ÜLSEVER | Tüm Yazıları
Hits: 1197