Çokdilli Bir Ülke Olmak

~ 07.03.2012, Deniz KAVUKÇUOĞLU ~

Bazı okurlarım yazılarımı beğenmiyorlar, eleştiriyorlar. Tümünü dikkatle okuyorum, eleştirileri haklı gerekçelere dayanıyorsa düzeltiyorum, yinelememeye çaba gösteriyorum. Katılmadığım, fakat önemli bulduğum eleştirileri de yanıtlıyorum.

Geçen hafta Trabzondan yazan İsmail C. adlı okurumdan aşağıdaki eleştiri notunu aldım.

Sayın Kavukçuoğlu, hem Cumhuriyet gazetesinde olmak hem de Cumhuriyetin tek tipçi, tek dilci anlayışı dışında çokdilliliği savunmak Cumhuriyet rejimine karşı olmak değil midir? Cumhuriyetin karanlığında sizin gibi aydın bir insanın olması tuhaf doğrusu. Selamlar, Saygılar. İsmail C.

Eskiden olsa bana birisi savunduğum düşüncelerimden ötürü Cumhuriyet rejimine karşı olup olmadığım türünden suçlayıcı sorular yöneltse öfkelenirdim. Artık öfkelenmiyorum, çünkü uzunca bir zamandan beri bu ülkenin insanlarının kendileri gibi düşünmeyenleri türlü önadlarla nitelemeleri ulusal bir spora dönüştü. Ne var ki öfkelenmesem de bu tür soruları yanıtlamayı, düşüncelerimi bir kez daha açıklamayı gerekli görüyorum.

***

Ne Türkiyede ne de herhangi başka bir ülkede çokdilliliği, çokkültürlülüğü savunmanın Cumhuriyet rejimine karşı olmakla bir ilgisi yoktur. İnsanların dilleri Hitler Almanyasında İbranicenin yasaklanmasında görüldüğü gibi ancak ırkçı, faşist ya da faşizan rejimlerde rastlanan bir durumdur.

Bir Cumhuriyet gazetesi yazarının çokdilliliği savunmasının gazetenin temel ilkeleriyle bağdaşmayan bir yanı yoktur. Cumhuriyet gazetesi, demokrat, özgürlükçü, temel insan haklarını savunan ve yazarlarına bu ilkeler temelinde en geniş anlatım özgürlüğünü tanıyan bir yayın organıdır. Cumhuriyet yazarları, yandaş basında tanık olunduğu gibi siyasal iktidarın ya da herhangi bir erkin sözcülüğüne soyunmuş tek tip yazarlar olmayıp yazılarını düşünsel çoğulculuk çerçevesinde kaleme alırlar.

***

Değerli okurumun eleştirisinin özüne gelince... Ben anadili Türkçe olan, anadilini seven, anadilinde yazan, yapıt üreten bir yazarım. Türküm. Benim böyle olmam, bu ülkede yaşayan, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olan fakat farklı etnik kökenlerden gelen insanların dillerini ikincil dil olarak görmemi gerektiren bir durum değildir. Ben o insanları kendimle eşit gördüğüm kadar onların dillerini de kendi dilimle eşit olarak görüyorum.

Tek dillilik bir devlet politikası olabilir, fakat ben ne devletim, ne de devletin bir sözcüsüyüm. Bu güzel topraklarda dünyaya gelmiş, bundan mutluluk duyan bir bireyim. Devlete ve rejimine her konuda uyum sağlamak gibi bir kaygım hiç olmadı.

***

Çokdilliliği bir ülkenin zenginliği olarak görüyor, Türkiyeyi bu konuda çok şanslı fakat bu şansını kullanamayan bir ülke olarak değerlendiriyorum.

Bu ülkenin insanları Türkçenin dışında anadil olarak Kürtçe, Zazaca, Arapça, Aramice/Süryanice, Ermenice, İbranice, Rumca, Lazca, Gürcüce, Çerkezce, Abhazca, Sinti-Romaca ve başka diller konuşuyorlar.

Bir ülkenin üst kültürü için bundan daha büyük bir zenginlik olabilir mi?

Keşke bu yurttaşlarımıza Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte anadillerini geliştirme olanakları tanınsaydı da kendi anadillerinde yapıtlar veren dünya çapında Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı büyük şairler, yazarlar, eleştirmenler yetişseydi.

Onlarla onur duymaz mıydık?

Ha, denebilir ki Türkiye Cumhuriyeti üniter bir devlettir, resmi dili Türkçe olmalıdır, anadilde eğitim de yalnızca Türkçe yapılmalıdır”. Tamam, öyle olsun! Fakat örgün eğitim içinde, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim okullarında Türkçe dışında diğer anadilleri de öğretmenin/öğrenmenin önündeki gerçek engel nedir? Üzerinde daha derin düşünmek gerekmez mi?

Değerli okurum İsmail Cye soruyorum: Bu yazıyı yazmakla şimdi ben Cumhuriyet rejimi karşıtı mı oldum?

(Cumhuriyet)

Deniz KAVUKÇUOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 994