Bu Çatışmadan Demokrasi Çıkmaz

~ 22.02.2012, Güray ÖZ ~

Politik alanı sarstığı söylenen, gerçekten de küçümsenemeyecek ölçekteki çatışma bir iki güne kadar rayına oturacak, iktidar blokunun tarafları kendilerini yeni duruma alıştıracaklardır. Alıştıracaklardır derken, cemaat daha fazla mevzi kaybetmemek için kendini, üslubunu ve eylemini düzeltecek, parti ise operasyonel gücünü tehlikeli sınırlara götürmeyecektir.

Götürmeyecektir, çünkü çizilmiş, planlanmış projelerin hayata geçirilmesi, gücü gerçekten hesaplanamayan cemaatin desteği olmadan gerçekleşmesi zor olacaktır. Oysa ufukta cumhurbaşkanlığı seçimi, içeride ve dışarıda yarım kalmış işlerin tamamlanması vardır

***

Kaldı ki, çizilmiş planlanmış projeler konusunda ne parti ne de cemaat başına buyruk davranabilir. En genel hatlarıyla dış faktör tarafından belirlenmiş, içeride de siyasi nedenlerle kabul görmüş bir harita yürürlüktedir. Bu çerçevenin dışına çıkmak pek mümkün görünmüyor.

Var olan çatışma, zaman zaman sertleşse de nihayet bu genel çerçeve içinde çözülecektir. Bu arada çatışmanın kurbanları, safraları da kuşkusuz olacaktır.

***

Peki, bütün bu olup bitenleri şimdilik seyredenler hem tahlillerini sağlamlaştırmak hem de bir şekilde gelişmelerin memlekete vereceği zararı en aza indirmek, önlemek isteyenler ne yapacaklar? Çatışmayı izlemeyi yeterli gören, determinist demokrat ne yapacak?

Bölgede olup bitenler hakkında daha fazla düşünmek gerekiyor herhalde. İşte diktatörler bir bir yıkılıyordemagojisine boyun eğmek yerine bu işler neden şimdi gündeme geldi, demokrasi bunun neresinde diye sormak, Türkiye’de olup biteni de bu ışık altında görmeye çalışmak daha uygun olmaz mı?

***

Başbakan son çatışmayı bitirecek sihirli formülü seçilmişlerin atanmışlara üstünlüğü olarak ilan etti. Gerçekte böyle bir ikili yoktur. Daha doğrusu seçenlerin de seçilmişlerin de bu işte bir dahli yoktur.

Son çatışmayı açıklıkla görebilmek ve seçilmiş - atanmış söylemini anlayabilmek, yerli yerine oturtabilmek için Devlet Denetleme Kurulunun Hrant Dink Raporu gerçek bir olanak sunuyor.

Orada uzlaşmanın formülü yazılıdır. Şöyle diyor Rapor:

Mevcut sistemdeki yargılama yerlerine ilişkin farklılıklar giderilmeli; tüm kamu görevlilerinin ilk derece mahkemelerinde yargılanması sağlanmak suretiyle zımni kurumsal korunma ve örtülü dokunulmazlıklargiderilerek kamu görevlileri arasında eşitlik ve kamu yönetiminde hesap verilebilirlik sağlanmalıdır.

Kamu yönetiminin işleyişi ve güvenliğine ilişkin oluşabilecek risklerin önlenmesi gerekliliği ile kamu yönetiminin hesap verilebilirliğinisağlama gerekliliği arasında da bir denge kurulmalıdır.

***

Evet, bu satırlar siyasete uzlaşma yolunu gösteriyor. Ama aynı zamanda, siyasetin desteğine güvenen ve haksız da çıkmayan muktedir atanmışların kurbanlarının fazla umutlu olmamaları gerektiğini de gösteriyor. O kurbanların sayısı son zamanlarda binlerle ifade ediliyor. Pek çoğu tutukevlerindedir. Aralarında belki eski atanmışlar, eski Susurlukçular da var, ama asıl olan eski ya da yeni atanmışların halka, yani seçenlere karşı işledikleri suçların kovuşturulabilmesidir. Bunun önündeki engel, Kamu yönetiminin işleyişi ve güvenliğine ilişkin oluşabilecek risklerin önlenmesi gerekliliği formülüdür. DDK belki de bir denge kurulabileceğine inanıyordur. Ama bir tarafında devletin yer aldığı hiçbir anlaşmazlıkta bugüne kadar denge kurulamamıştır.

Her türlü hukuksuzluğa, örtülü dokunulmazlıklara kapıyı açan da budur.

Son çatışmadan demokrasi bekleyenlere duyurulur.

(Cumhuriyet)

Güray ÖZ | Tüm Yazıları
Hits: 1115