'Şiirden anlamam!' sözünün anlamını anlayan var mı?

~ 11.01.2012, Nihat BEHRAM ~

Ömrüm boyunca bu sözün, yani ‘Şiirden anlamam!’ sözünün ne anlama geldiğini anlamaya çalıştım. Bütün çabalarım sonuçsuz kaldı. İşte sonunda ilân başlıklı bu yazıyı yazmaya karar verdim. Bakarsın biri çıkar, anlamamı sağlayıp beni bu dertten kurtarır!

Başkasını bilmem, bu konu şahsen benim için bir dert. Peşimi de bırakmadı. Sen ömrün boyunca anlaşılmaz olanı anlaşılır kılmak için çırpın dur, ama yaptığın iş anlaşılmaz olsun!

Bir arkadaşımla karşılaştığımda sohbetimiz gelip şiire dayanacak ve o da sözüne ‘Şiirden anlamam!’ vurgusuyla başlayacak diye korkumdan şiir dışında başka ne kadar konu varsa çayır bayır dolanıyorum. Hele ki ‘anlamadığını’ söylediği konuda insanlar tarafından övülme ayrı bir dert! Övüldüğün için övünmeli misin dövünmeli mi?
 
Birisi gelip de ‘Şiirden anlamam!’ demeye görsün, kendimi karpuzcu muamelesine maruz kalmış gibi hissediyorum! Dize dize, dilim dilim sunulan şiirin bir de kesmecesi mi olurmuş? İçi dışında dışı içinde. İyi şiirse zaten kendi alıcısıyla içlidışlı!
 
‘Şiirden anlamam!’ sözü çoğu önder arkadaşların diline de musallat! ‘Diline’ diyorum, çünkü sadece dillerinde kalması dileğindeyim. Mazallah, ‘düşünmeden söylenivermişbir söz’ olmaktan çıkıp da, düşüncelerinde kök tutmaya başlarsa!
 
‘Şiirden anlamadığını’ söyleyen önder arkadaşların diğerlerinden bir farkı var: genellikle onlar bu söze ‘gerçi’ sözcüğünü ekliyorlar. Yani cümleyi ‘Gerçi şiirden anlamam!’ diye kuruyorlar.‘Gerçi’ eki beni daha çok delirtiyor. Çünkü ona yüklenen anlamı da anlayamıyorum. Bu ‘gerçi’ eki, ‘anlamasa da üstüne konuşabileceğinin’ işaret fişeği mi, yoksa şaire karşı bir alçakgönüllülük göstergesi mi, yoksa şiir işinin ‘hafifliği’ne bir vurgu mu, yoksa onu anlamaya zaman ayıramayışın bir mazereti mi? Hangisi? Bu soruların içinden bir türlü çıkamıyorum!
 
Kimisi bu sözü gerçekten saygıyla, içtenlikle ve mahcubiyet duygusuyla söylüyor, ama bir kesim var ki, onların ‘gerçi’sine ‘bu işe vakit ayırıp kafa yoramadım’ havası basık!
 
Benimki de aksilik: böyle anlarda dilimbeni dinlemez, bildiğini okur! “Gerçi Lenin’in ağzından böyle söz düşmemiş!” diye başlariradem dışında söylenmeye. Hadi Lenin aşırı örnek, onu geçelim; öğretisini ufkumuz kıldığımız hangi öğretmenimiz benzeri bir söz söylemiş? Che’den Ho’ya kimi düşünsem, vardığım sonuç tam tersi.
 
İşin tuhafı, örgütlerin halka açık yan kuruluşlarının adlarına bakıyorsun şairlerden miras! Pir Sultan, Yunus Emre, Nâzım Hikmet, Ahmed Arif, Ahmede Xané, Ciğerhun, Jose Marti... Gerçi bunda anlaşılmayacak bir şey yok!
 
Şiirden anlamayan aydının ‘fay’dan anlamayan mühendisten, ‘soydan’ anlamayan evrimciden, ‘huydan’ anlamayan pisikologtan, ‘yol’dan anlamayan klavuzdan, ‘kol’dan anlamayan kırıkçıdan, ‘nar’dan anlamayan manavdan, ‘yâr’dan anlamayan sevdalıdan, ‘kir’den anlamayan tellaktan ne farkı var?
 
‘Kel alâka, her insanın şiir uzmanı olması mı gerekli?’ demeyin. Şiirden anlamanın ölçüsü şiir uzmanı olmak mı? Aklının, duygusunun, düşünün, düşüncesinin farkında insan olmak yetmiyor mu? Hele ki o insan aydınsa.
 
Bir şey anlamsızsa, tamam, onu anlama. Bu doğal. Ona bile, ‘bu konunun uzmanı değilim’ vurgusuyla ‘anlamıyorum’ demek yanlıştır. Anlamsızı ‘seni anlamıyorum’ diye beslemekdeğil, ‘anlamın yok’ diye terslemek gerekir. Hayata ait bir yorumu olmayan, ruhsuz, yeteneksiz nice sanatçı bozuntusu var, ‘anlamsızlık’ hallerini ‘anlaşılmazlık’ örtüsü altında gizleyen. ‘Şiirden anlamam’ sözü olsa olsa bu gibilerin ‘yan sanayi kibiri’ni okşar!
 
Anlamayışın ‘masumane’ biçimine bir şey demem. Ama o ‘anlamayış’ değil ‘anlayamayış’tır. Bir çok başka şey gibi şiir, öykü, resim ya da müzik türünden bir sanat eserinianlamakta da insan kimi zamanzorlanabilir. Daha dikkatli ve derinden bir daha okur, bir daha bakar, dinler, sindirmeye çalışır. Doğrusunu, yanlışını, etkisini, tepkisini süzer. Anlamak başka nedir?
 
Ama bunların ‘Şiirden anlamam!’ sözünde, anlayamadığı şeyi anlamaya çabalamak isteğinden çok ‘anlamasa da olur’luğun isteksizliği ve uyku hali var!
 
Konu, ‘yense de olur yenmese de türü çerez’ ya da ‘toplansa da olur toplanmasa da türü gazoz kapağı kolleksiyonculuğu’ değil ki ‘anlamayışın’ mazereti kolayca bulunsun! ‘Gerçi şiirden anlamam!’ diyenler, bu anlayış kıtlıklarına hangi mazereti bulurlar, esasında bunu da anlayabilmiş değilim. Sormadım sanılmasın, bana bu sözü eden herkese merakımı sordum. Bir kısmı gülümsedi, bir kısmı yudumsadı; bir kısmı aksırdı, bir kısmı tıksırdı, gerisi öksürdü!
 
Şiir, anlaşılması güç olan hayat gerçekliğinianlaşılır kılmak için çırpınışın ürünüdür. Ona ‘anlamam’ yaklaşımı hüzün ve acı vericidir, inciticidir. En az, devrimci politik çabalar ve devrimci önderlik işinin halk tarafından ‘anlaşılmaz’lığının verdiği kadar!
 
Anlayamamayı da kabullenemem, anlaşılmaz olmayı da! Çünkü öyle bir ‘kabul’ün özünde teslimiyet var. Politik önderlik anlaşılmak için halkın peşini bırakıyor mu ki ben onun peşini bırakayım?Kurtuluşu için halkın kendi gerçek önderini anlıyor olma zorunluğu yok mu? Ya da diğer yüzüyle söylersek: kurtuluş için mücade eden önderliğin halkı anlıyor olma zorunluğu yok mu? Sanatla insan ilişkisi de böyle bir şeydir. Gerisi dünyaya meleyerek gelir, uluyarak gider. Hadi, daha kibarıyla söyleyelim: uçarak gelir, göçerek gider!
 
(“Şiirden anlamam!” diyensanatçılar da var. Adam ressam, romancı, sinemacı falan, fakat “Şiirden anlamam!” marka sakız çiğniyor. Şiirden anlamadığını söyleyenler içinde hallerini anladığım tek kesim bunlardır. Çünkü bilirim ki, bu söz ‘örtü’leridir; o örtüyü aralayıp biraz deşeleyin, hayatlarının bir döneminde her birinin ‘sonuçsuz kalmış şairlik çabası’ olduğu görülür! Ve zaten bir başka dalda ünlü olmaya görsünler, ‘şairlikleri’ yine depreşir. Ondan ki ‘Şiirden anlamam!’cı bu kesimi parantez içine alarak bu yazının dışında tutuyorum!)
 
Kısacası, ‘Gerçi şiirden anlamam!’ sözünü, bir aydın, bir devrimci, hele ki bir önder hali olarak kabullenemem! Aydınını, devrimcisini, hele ki önderini anlayamayan halkın halini de kabullenemiyorum, ama, hiç olmazsa anlaşılır bir açıklaması var.
İnanın ki bu böyledir: siyaset biliminden ekonomiye, teknolojiden psikolojiye akla gelen her konu, ‘anlaşılırlık yarışı’na girsin, sahtesi değil ama gerçek şiir önde gider! Okuması yazması olmayan bir köylünün bile Yunus’tan, Dadal’dan, Pir Sultan’dan, Karaca’dan şiir söylemesi anlaşılmaz bir şey mi? Bundan daha anlaşılır ne var? Keşke bir de okur yazarın, hele ki özel eğitimli aydının, hele hele ki dünyayı değiştirme mücadelesi veren devrimci aydının “Şiirden anlamam!” sözünün ne anlama geldiğini anlayabilsem!
 
(SolHaber)
Nihat BEHRAM | Tüm Yazıları
Hits: 1929