'Soykırım Yasası'na AB kalkanı

~ 22.12.2011, Kadri GÜRSEL ~

Paris’te bugün Fransa Ulusal Meclisi “Ermeni soykırımı”nın inkârını cezalandıran bir yasa teklifini görüşecek ve bir sürpriz olmaz ise onaylayacak. Sağ iktidar partisi “Halk Hareketi için Birlik” (UMP) milletvekili Valerie Boyer tarafından sunulan yasa teklifi, “Ermeni soykırımı”nı kamu önünde öven, savunan, inkâr eden ya da küçümseyenler hakkında bir yıl hapis ve 45 bin Euro para cezası öngörüyor.
Fransa’daki iki meclisli yasama süreci, söz konusu yasa teklifinin Ulusal Meclis’in onayını aldıktan sonra Senato’ya intikal etmesini, burada ilgili komisyonda ele alınmasının ardından genel kurul tarafından oylanarak kabulünü gerektiriyor.
2006’da “soykırım”ın inkârına aynı müeyyideleri öngören bir yasa teklifi Sosyalistler tarafından sunulduktan sonra Ulusal Meclis tarafından onaylanmış ve fakat Senato’nun gündemine alınmamıştı. O dönemde Türkiye’nin diplomatik ve ekonomik baskısı etkili olmuş, Fransa ikili ilişkilerin bozulmasıyla zedelenecek “ulusal çıkarlarını” korumak lüzumunu hissetmişti.
2010’da da benzer bir durum yaşandı. Sosyalistler 5 Temmuz 2010’da bu kez sağ çoğunluklu Senato’ya 2006’dakiyle aynı içerikte bir yasa teklifi verdiler. İlgili Senato komisyonunun UMP üyesi raportörü, yasanın çıkması halinde Türk-Fransız ilişkilerinin ve Türkiye-Ermenistan normalleşmesinin bundan göreceği büyük zarara işaret ederek teklifin reddi doğrultusunda görüş bildirdi ve neticede 4 Mayıs 2011’de Senato Genel Kurulu’nda yapılan oylamada teklif reddedildi.
Ve şimdi bunları neden hatırlatıyoruz?
Geçmişle bugün arasında bir mukayese imkânı sunmak açısından... Çünkü bu kez durum farklı...
Mesela, Türkiye-Ermenistan normalleşmesi unutuldu.
Aksine, teklifin yasalaşması yönünde etki edecek unsurlar şimdi daha güçlü bir bileşke oluşturuyorlar.
En önemli faktör malum: Nisandaki Cumhurbaşkanlığı seçimi...
2006’da da Cumhurbaşkanlığı seçimi arifesindeydi Fransa, ama o zamanki Cumhurbaşkanı Jacques Chirac idi ve kendisi Türkiye-Fransa ilişkileri hususunda esirgeyici olabiliyordu. Nicolas Sarkozy ise esirgeyici olmak şöyle dursun fazlasıyla kırıcı.
18 Ekim 2011 tarihli sonuncu yasa teklifinin ardında sağ iktidarın olması, elbette ki bir fark oluşturuyor. Bundan önce, 2006 ve 2010’da verilip de nihayete ermeyen iki yasa teklifinde muhalefetteki Sosyalistlerin imzası vardı.
Ancak diğer taraftan, geçen eylüldeki Senato seçimleri sonucunda Sosyalistlerin çoğunluğu ele geçirmiş olmaları, bu son yasa teklifinin üst mecliste iktidar-muhalefet çekişmesine takılacağı gibi abartılı bir beklentiye yol açmamalı.
Hele de Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde...
Bu seçim atmosferinde iktidar ve muhalefet arasında Ermeni oyları için de başlamış bir “açık artırma” söz konusu.
Misal, 18 Ekim’de UMP’nin Ulusal Meclis’e sunduğu yasa teklifinin ardından Sosyalistler de geri kalmadılar ve 22 Kasım’da bu kez Senato’da aynı içerikteki kendi yasa tekliflerini verdiler.
Sarkozy’nin de 2007’de seçilmeden önce Ermeni seçmenlerine bu yasayı çıkarma sözünü vermiş olduğunu unutmayalım.
“Ermeni soykırımını inkâr” diye bir suç kategorisi oluşturacak olan bu yasa teklifinin sahipliğini bu kez Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin partisi UMP’nin üstlenmesi, bazı gözlemciler tarafından “Arap Baharı” ikliminde keskinleşen Fransa-Türkiye rekabeti ile de açıklanıyor.
Ve tabii bir de fazlasıyla kişiselleşmiş olan Sarkozy-Erdoğan sürtüşmesi sathında, Türkiye’yi cezalandırma dürtüsü ile...
Başrolü rekabete verince, Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin darbe indirmek için neden İçişleri Bakanı Claude Gueant’ın ekim, Dışişleri Bakanı Alain Juppe’nin de kasım aylarında ilişkileri düzeltmek adına gayet başarılı bulunan ziyaretlerinin hemen sonrasını seçtiğinin de açıklanmaya muhtaç olduğunu belirtmek gerekiyor.
Bütün bunların ötesinde ve üstünde, bu son yasa teklifiyle öncekiler arasında altının çizilmesi gereken en önemli ve vahim fark şu:
Bu yasa teklifi referans olarak Avrupa Birliği’nin içtihadını, siyasi kararlarını, kültürünü ve kimliğini referans olarak alıyor. Sorunu Türkiye-AB ilişkileri bağlamına oturtuyor.
Metinde, AB Konseyi’nin 28 Kasım 2008 tarihli “ırkçılık ve yabancı düşmanlığının çeşitli tezahürlerine karşı ceza hukuku yoluyla mücadele edilmesi” hakkındaki “çerçeve kararı”na atıf yapılıyor.
“Çerçeve kararı”nın birinci maddesinde bütün üye devletler “soykırım suçlarının” övülmesi, inkârı ya da küçümsenmesinin cezalandırılması için gerekli tedbirleri almaya çağırılıyorlar.
“Ermeni soykırımı”nın inkârı böylece ırkçılıkla ilişkilendirilmiş oluyor.
Fransa 2001’de “Ermeni soykırımı”nı resmen tanıdığı için “inkârının cezalandırılması” hususu da “Fransa’nın AB’ye uyumu” çerçevesinde teklif ediliyor.

(Milliyet)

Kadri GÜRSEL | Tüm Yazıları
Hits: 1065