Bilim ile Hurafenin Savaşı

~ 09.11.2011, Güray ÖZ ~
Olup bitenleri anlamakta zorluk çekiyor musunuz? Yavaş yavaş ısınan suyun içindeki kurbağa da durumu anlamıyor, hayatın normal akışı içinde tatlı bir rehavete kaptırıyordu kendini. Kurbağaya benzemek istemiyorsanız, arada sırada geçmişe dönüp bakacak bir “icmal” çıkarmaya çalışacaksınız. İster sondan başa doğru, ister geçmişin derinliklerinden başlayarak anlamaya çalışın ne olup bittiğini.
Acele etmenizde büyük yarar vardır.
***
Bilimler Akademisi’nin başına gelenlere göz atarak icmale girişmek iyi bir yöntem olabilir. Çünkü burada, üniversite ile medresenin kapışması gibi geçen zamanı iyi özetleyebilecek bir çatışma gizlidir.
Gizli midir?
Akademiyi TV reklamlarındaki çerez akademisine benzetmenin nesi gizli olabilir ki? TÜBA’dan ayrılan üyeler, sorunun üniversite, fakülte, bilim anlayışı ile gelişmeyi dinle, inançla açıklamaya çalışan ve kuşkusuz açıklayamayan anlayış arasında olduğunu iyi biliyorlar. Durumdan kuşku duyanların çıkarla terbiye edilmeye çalışıldığının da farkındalar.
Politikada kendini alabildiğine gösteren küstahlık, alınan oy sayısıyla haklılığı birbirine karıştıran anlayışın bilim alanında da egemen olabileceğini vazediyor bize.
Bu yaklaşım bilimi teknoloji ile karıştıran yaklaşımdır.
***
Bilim ile teknoloji arasındaki ilişki, alet ile düşünce, fikir, ideoloji, teori arasındaki ilişkidir. Bilimsel düşünceyi ortadan kaldırdığınızda olduğu yerde dönüp duran, sayıklayan teknoloji ile baş başa kalırsınız. Bugün sayıları hızla artan il sayısını geçen üniversitelerle, hızla elden geçirilmiş jürilerle üretilen öğretim üyesi, asistan, Dr. doçent, Prof’lar bir gelişmeyi yakaladıklarını ilan edenler, üniversitenin, fakültenin gerçek anlamını hiçe saydıklarının da farkındalar mı?
Umurlarında bile değildir.
Kendi içlerine kapanıp, dar bir dünyada bilimin yerine dini ve inancı koyarak teknolojiyi geliştirebileceklerini zannediyorlar. Onların bilimi aramaktan, kuşkuyu baştacı etmekten vazgeçmemiş bilim adamlarına tahammülleri tarih boyunca olmadı. Şimdi de İmam Gazali ile birlikte kâfir avına çıkmaları bundandır.
O nedenle hurafeden fikir çıkartmaya çabalıyorlar.
O nedenle biat eden cemaat fikrine teşnedirler. O nedenle cemaat liderinin gözyaşlarına boyanmış şiddetinden medet umuyorlar. O nedenle Saidi Nursi risalelerinin içinde fenerle “bilim” arıyorlar.
***
Olup biteni anlamak istiyorsanız, Akademi’den başlamak iyidir. Ama yeterli değildir. Kanun hükmünde kararnamelere de bakacaksınız. Sokakta nelerin değiştiğine, geleceğe doğru değiştirmeye niyetlendiğiniz devletin geçmişe doğru nasıl dönüştüğüne bakacaksınız.
Kendilerine liberal adını takmış “aydınlar”daki değişime bakmanın da yararı olabilir. Turnosol kâğıdı gibidir çünkü onlar.
Saidi Nursi’de “hikmet” aramaya, hikmeti bulunca “bilim” sanmaya başladılarsa, sanmanın ötesinde yutturmaya da kalkıyorlarsa, sizi ısınan suyun içindeki kurbağa yerine koyduklarındandır.
Olup bitenleri fark edenler, bilim ile hurafe arasındaki savaşta yerlerini alırlar. determinizme sapmaktan kendilerini korurlar ve yenilginin mücadeleyle üstesinden gelinebileceğini bilirler.
Peki, ısınan suyun içindeki kurbağa kim oluyor bu durumda?
Bu soru, kurbağanın kapıldığı tatlı rehavettten övgüyle söz eden liberallere, “yetmez ama evet”çilere on puanlık sınav sorusudur.

(Cumhuriyet)

Güray ÖZ | Tüm Yazıları
Hits: 1186