Akrep gibi

~ 21.10.2011, Güngör MENGİ ~

Kalıbının adamı olmak diye bir söz vardır hani bu sözün yüklediği mecburiyeti nihayet göze aldık.

Ordumuzun en seçkin birliklerinden oluşan 10 bin kişilik bir gücü, dün hava desteğinde Irak’a gönderdik.

Türkiye’ye düşmanlık etmenin ağır bedeli olacağını dünyaya gösterdik.

Aslında geç bile kalmış bir hamledir bu.

PKK Amerikan işgalinde otorite boşluğuna sürüklenen Kuzey Irak’ı, alçakça amaçlarının güvenli bölgesi ve saldırı mevzii olarak yıllardan beri kullanmıştır.

Kürt açılımı hayalinin yarattığı kafa karışıklığı müzakere yoluyla bir çözüme ulaşma amacına iktidarı yoğunlaştırırken terör örgütü ile mücadele mecburiyeti ihmale uğramıştır.

PKK da bu dağınıklıktan yararlanıp Güneydoğu’da egemenliğini tesis ettiği “adalar” oluşturmaya başlamıştır.

Son seçimin ardından da müzakerelerin tıkandığını bahane ederek terör saldırılarını katliamlar dizisi halinde tırmandırmış ve alçaklık nihayet 24 askerimizin şehit edildiği Çukurca’ya gelip dayanmıştır.

TSK’nın Irak’a girişi, olumlu yönde kırılma anıdır.

BDP Genel Başkanı Demirtaş dün “Geldiğimiz noktada uçurumun kenarında falan değiliz, uçurumdan düşüyoruz” dedi ama bu tespit belki PKK ve yandaşları için geçerli olsa da Türkiye’nin güvenliği bakımından doğru değildir.

Son birkaç yılın tecrübesi terör örgütü bastırılmadan müzakere yapmanın çare olamayacağını öğretmiştir.

Terör örgütü akrebe benzer. Dereyi sırtında geçtiği kurbağayı bile sokmaktan kendini alamayan akrebe..

PKK, devletle sürdürdüğü müzakereyi en umut veren aşamasında sabote etmedi mi?

Devlet böyle bir örgütü muhatap alamaz. Terör örgütünün sömürdüğü bahaneleri ortadan kaldırmak mutlaka gerekir ama bunun terör örgütünü alçaklık yapmaktan vazgeçireceğini sanma saflığına kimse düşmemelidir.

Terör örgütüne karşı bütün yurttaşların ve demokratik güçlerin birleşmesi insanlık görevi, içerde ve dışarda peşini bırakmamak ve yok etmeye çalışmak devlet olmanın şartıdır.

Mehmetçik’in yolu açık olsun. Allah hepsini korusun..

Liderlik

Cumhuriyet tarihinin hassas dönemlerinden birini yaşıyoruz.

Ülkenin varlığına yönelmiş ihaneti defetmek için örnek bir liderliğe muhtacız. O liderlik, tek bir ferdi dahi kaybetmeyi göze alamaz.

Erdoğan dün başbakanlık konutunda medya sahipleri ve yayın yönetmenleriyle bir araya geldi.

Başbakan toplantıda “medyanın teröre hizmet etmemesi hususunu” değerlendirdiklerini söyledi.

Böyle bir amacı böyle bir zeminde aramanın yerinde olup olmadığını tartışmayı bir yana bıraksak bile acaba üç gazetenin (Cumhuriyet, Sözcü ve Aydınlık) davet edilmemesini haklı görmek mümkün müdür?

Gazeteleri ayırmak Başbakan’ın kişisel takdir yetkisinde mi olmalı?

Hele o Başbakan ulusun tüm gücünü birleştirmek için yola çıktığını söylüyorsa.

Sonra TBMM’nin gizli birleşimi... Başbakan’ın programı çok yoğundu.

Ama programının hiçbir ayrıntısı, terör sorununu konuşmak için kapalı toplantı yapan Millet Meclisi’nde hazır bulunmasından daha önemli sayılamazdı.

Milli bütünlüğü sağlamanın birinci durağının Meclis olduğunu unutmamalıydı.

(GazeteVatan)

Güngör MENGİ | Tüm Yazıları
Hits: 1214