"PABUÇÇU MUŞTASI"

~ 16.10.2011, Av. İ. Güneş GÜRSELER ~
            Doğan Avcıoğlu,  “Türkiye aydını, dün de bugün de sürekli kaytarıyor gibi geldi bana.” girişi ile bu kaytarmanın öyküsünü yazmayı denemenin anlamlı olacağını belirterek “Pabuççu Muştası” başlıklı son yazısını kaleme almıştır. (Türkiye Yazıları, sayı:58, Ocak 1982) Yazının başlığı, Hariciye Nazırı Fuat Paşa’nın, Batılılaşma yolunda sefaretlere kapılanmanın gerekçesini açıkladığı; “Bir devlette iki kuvvet olur. Biri yukarıdan, biri aşağıdan gelir. Bizim memlekette yukarıdan gelen kuvvet (padişah), cümlemizi eziyor. Aşağıdan ise (halk), bir kuvvet hasıl etmeye imkan yoktur. Bunun için pabuççu muştası gibi yandan bir kuvvet kullanmaya muhtacız. O kuvvetler de sefaretlerdir.” sözlerinden alınmıştır. Avcıoğlu yazısını;  toplumda az çok etkinliği olan Türkiye aydınının büyük çoğunluğu ile dönme dolap hayalciliğinden vazgeçemediğini ve büyük kaytarıcılığın sürdüğünü belirterek tamamlıyor. (Prof. Dr. Hikmet Özdemir, “DOĞAN AVCIOĞLU Bir Jön Türk’ün Ardından” Bilgi Yayınevi, Ankara, Şubat 2000, sayfa:363)
 
            Marmara ve Ege Bölgesi Baro Başkanları’nın, Ankara Barosu Başkanı’nın da katıldığı 1 Ekim 2011 tarihli bildirisi bana Doğan Avcıoğlu’nun otuz yıl önceki bu  yazısını hatırlattı.
 
            Baro Başkanlarımızın bildirisi aslında öncekilerden çok da farklı değil. Ülkemizin ve mesleğimizin bilinen ve yıllardır dile getirilen sorunları tekrarlanıyor ve çözüm için kamuoyundan destek isteniyor. İşte ilginç bulduğum ve eleştirdiğim de mesleğimizin sorunlarının çözümüne yandan  destek arayışıdır.
 
            Örneğin bildirinin 8 inci maddesi aynen; “Akademik yeterlilikten yoksun hukuk fakültelerinin açılmasına son verilmesini, meslekte kalitenin sağlanmasını teminen, avukatlık stajının ve avukatlığa kabulün bir standarda bağlanması ve Anayasa Mahkemesinin gerekçesi doğrultusunda avukatlık mesleğine girişte sınav uygulaması derhal başlatılmalıdır.”  şeklindedir.  
 
            Bildirinin bu maddesi ile başkanlarımız;
-          Hukuk fakültelerinin akademik yeterlilikten yoksun olduklarını,
-          Meslekte kalitenin kalmadığını,
-          Meslekte kalitenin sağlanması için avukatlık stajının ve avukatlığa kabulün bir standarda bağlanması gerektiğini saptıyorlar ve
-          Avukatlık mesleğine girişte sınav uygulamasının derhal başlatılmasını istiyorlar.
 
Bunlar katıldığımız saptamalar ve avukatlık sınavının gerekliliğini de hep
söyledik. Ancak anlayamadığım başkanlarımızın kimden talepte bulunduklarıdır. Örneğin avukatlık mesleğine girişte sınav uygulamasının “derhal” başlatılmasını kimden istemektedirler. Avukatlık sınavını yasadan çıkaran siyasi iktidar ve parlamentodur. Bunlarda bir değişiklik olmamıştır. Hukuk fakültelerinin açılmasına karar veren organların görüşlerinde bir değişiklik yoktur. Sermaye sahipleri hukuk fakültesi açmayı karlı bir yatırım, gençler de buraları kolayca meslek elde ettikleri avukatlık  okulu olarak görmektedir. Kamuoyunun avukatlığa bakışını ise yaşayarak  (avukat döven hakim  son örneğinde olduğu gibi) görüyoruz.
 
Bu gerçekler ortada iken yaklaşık 70.000 avukatın çok büyük bölümünün üyesi olduğu barolarımızın çözümü başkalarından beklediklerini ilan etmeleri aslında mesleğin neden bu duruma düştüğünün ilanıdır.
 
Oysa, sorunlarımızın çözümü yandan alınacak destekte değildir. Çözüm, bu büyük gücü sorunların çözümünü isteyen ve buna katkı koyan duyarlılığa ve birlikteliğe kavuşturacak liderliktedir. Baro genel kurullarında oy kullanan avukat sayısının artmasının saygınlık kaybını önlemediğini, sorunların çözümüne katkı koymadığını anlamak zorundayız. Baro yönetim stratejisini  sadece seçim kazanma üzerine kurmanın da uzun vadede mesleğe katkısı olmadığını görmeliyiz. İki yıllık kısa sürede sorunların çözümüne katkı koyabilmek avukatların gücünü bir araya getirerek köktenci kararlar alabilmektedir.
 
1 Ekim 2011 tarihli bildirilerinde başkanlarımızın;
 
-          Hukuk fakültelerinin akreditasyonu uygulamasını başlattıklarını,
-          Baroları için uygun stajyer ve avukat sayısını saptayıp uygulamaya koyduklarını,
-          Staj Başarı Değerlendirmesi Yönetmeliğini yürürlüğe koyduklarını,
-          Sürekli avukatlık hizmeti içeren avukatlık sözleşmelerini düzenleyen  (şimdiye kadar uygulamadıkları) 6 Eylül 2008 tarihli Avukatlık Kanunu Yönetmelik Değişikliğini uygulamaya başladıklarını ilan etmelerini beklerdim.
Av. İ. Güneş GÜRSELER | Tüm Yazıları
Hits: 2297