Adaletin ışığı

~ 14.10.2011, Güngör MENGİ ~

Köstebek dalaşı hakkında ne düşündüğünü, oyunu iki seçimdir AKP’ye verdiğini bildiğim bir dostuma sordum.

Başbakan Yardımcısı Atalay’ı pek inandırıcı bulmadığını söyledi.

“Eğer AKP hissi nedenlerle Beşir Atalay’dan kurtulamazsa ağır yara alır” dedi.

Böyle bir sonu önlemenin tek yolu Bakan Atalay’ın görevinden istifa etmesidir.

Partinin iç işleyişi içinde onu görevden almanın hissi zorlukları vardır. Beşir Atalay lider kadrosundan gördüğü saygıyı herhalde partiye zarar vereceğini bile bile koltuğunda oturmaya devam ederek kötüye kullanmaz.

Üç savcı niye gitti?

Bakan Atalay CHP lideri Kılıçdaroğlu tarafından “köstebek” diye suçlandı.

Deniz Feneri sanıklarına ev ve iş yerlerinde polis araması yapılacağına dair haber, bakanlık özel kalem telefonundan gitmişti.

Haberi, özel kalem telefonunu kullanan Bakan’ın koruması uçurmuştu.

Uyarı Bakan’ın eski dostu olan belediye başkanının yardımı ile sanıklara iletilmişti.

Beşir Atalay suçlamanın “iftira” olduğunu, makamından belediye başkanına telefon açılmasının “çok normal” sayılması gerektiğini öne sürüyor.

Tabii insafı parti yandaşlığına ağır basan AKP’lileri bile tatmin etmiyor.

Ve tam bu tereddütlerin üstüne dün Can Dündar’ın yazısı patlıyor:

“Deniz Feneri savcıları görevden alınmasaydı köstebek (yani bakanın Koruma Müdürü) tutuklanacaktı!”

Bu haberi başka bir açıdan okuduğunuz zaman daha vahim bir iddia ortaya çıkıyor:

“Deniz Feneri savcıları, sanıklara polis araması haberini uçuran kişinin koruma müdürü olduğunu tespit ettikleri ve gözaltına alma kararı çıkaracakları öğrenildiği için görevlerinden alındı!”

En doğrusu istifa!

Evet, gerçekten de bu daha vahim bir okumadır.

Çünkü başoyuncu durumundaki Bakan Beşir Atalay sadece “köstebek”likle suçlanmıyor, adalete engel olmanın vebali altına sokuluyor.

Önemli olaylarda “gittiği yere kadar gitsin” demek âdettendir ya; bakan Atalay ve etkileyip devreye soktuğu kişi ve kurumlar, yargının en tepedeki suçlulara ulaşmasına engel oluyor.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay inandırıcı olamamıştır. Üstüne düşen devlet adamlığı sorumluluğu istifa ederek çekilmek ve yargının önünü açmaktır.

Başbakan onu çekilmeye ikna edebilir.

“Çok şeyin iyi gittiği bir iktidar yürüyüşü sürüyor, bize böyle ufak tefek şeyler zarar veremez” dememelidir kimse.

Yolsuzluk halkta nefret ve güven kaybı yaratıyor. Yolsuzluğun yüksek düzeyde korunduğu düşüncesi?..

İktidar böyle bir algıya asla fırsat vermemelidir.

Çünkü “Gurbetçiler dolandırılmış ve suçlular himaye görmüş” hükmü oluşursa bu, AKP’nin dokuz yılda sağladığı tüm kazanımları bir anda sel gibi siler süpürür.

Deniz Feneri söndü, adaletin ışığı yansın!

(GazeteVatan)

Güngör MENGİ | Tüm Yazıları
Hits: 1156