Cumhurbaşkanı'nın Nutku: Yeni Anayasanın İdeolojisi?

~ 04.10.2011, Emre KONGAR ~
Önümüzdeki günlerde siyasetin gündemini yeni anayasanın yapılması belirleyecek.
İktidarın son derece etkili, fakat yanlış bir yönlendirmesi ile Türkiye’nin önündeki bütün sorunların yeni anayasa ile çözülmesi bekleniyor...
Çünkü hangi sorun gündeme getirilse, iktidar da bunlardan yakınıyor ve çözümün yeni anayasa ile getirileceğini söylüyor.
Oysa Kürt sorunundan cezaya dönüşen tutukluluk sürelerine, adalet sistemini altüst eden özel yetkili mahkeme uygulamalarından doğal ve kentsel sit alanlarının talan edilmesine kadar bütün önemli ve ivedi sorunların çözümleri basit bir iki yasal düzenleme ile yoluna sokulabilir.
Ama zaten bu uygulamaları yapan bugünkü iktidar.
Üstelik bu sorunların arkasındaki uygulamaların dayandırıldığı yasal mevzuatı da bugünkü iktidar düzenledi.
Yani sorunları yasal düzenlemelerle yaratan ve sorun doğuran uygulamaları yapan bugünkü iktidar bu sorunların çözümü için yeni anayasayı işaret ediyor.
Sadece bu gerçek bile yeni anayasanın yapım sürecinin çok sancılı ve uzun olacağını haber veriyor.
***
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yeni Meclis’in çalışma dönemini açış konuşmasında pek çok sorunla birlikte yeni anayasanın yapılış sürecine de dikkat çekti:
“Yeni anayasa hiçbir özel fikrin, partinin, ideolojinin ve doktrinin mührünü taşımamalıdır. Anayasanın taşıması gereken tek mühür, milletimizin mührü olmalıdır. Bu bakımdan, sadece Yüce Meclis’te temsil edilen partilerin değil, diğer siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin ve meslek kuruluşlarının da bu tartışma sürecine katılıyor olmasını son derece faydalı buluyorum” dedi.
Konuşmasının devamında Gül, demokrasiye ve hukuk devletine vurgu yaptı:
Tarihin; temel hak ve özgürlükleri genişleten, hesap verebilir yönetimlere sahip olan, hukukun üstünlüğünü tesis eden devletlerin, rejimlerin daima güçlendiğini gösterdiğini söyledi.
İç barışı pekiştirmenin en etkili yolunun da Türkiye’yi her açıdan birinci sınıf bir demokrasi haline dönüştürmek olduğunu belirten Gül, demokrasiyi tüm kurum, teamül ve müktesebatıyla benimsedikleri zaman, Türkiye’de gerçek sulh ve huzuru yakalayabileceklerini kaydetti.
Demokrasinin en temel ve vazgeçilmez ilkelerinden birinin de hukukun üstünlüğü olduğuna dikkati çeken Gül şöyle devam etti:
“Hukukun üstünlüğü temelinde görev yapan, insan onurunun korunmasını ve adaletin gereği gibi sağlanmasını hedefleyen bağımsız ve tarafsız bir yargı sistemi, demokrasinin ve hukuk devletinin vazgeçilmez şartlarından biridir.
Yargı mercileri, haksızlığa uğradığını düşünenlerin son umut kapısıdır. Hukuka sığınanların umutlarının yıkılması, devlete duyulan güveni de sarsar. Yargının adaletli davranmadığı yönünde yaygın bir kanaat oluşursa, toplum vicdanında kapanması zor yaralar açılır ve güven duygusu kaybolur. Bu sebeple, yargı mercilerinin de fonksiyonlarını yerine getirirken azami özen göstermesi beklenmektedir. Şahsi duygular ve tercihler, siyasi ve felsefi; görüşler yargı kararlarını etkilememeli ve adaletsiz sonuçlara yol açmamalıdır.”
***
Gül’ün bu sözleri yeni anayasanın ideolojisinin demokrasi ve hukuk devleti olması gerektiğine işaret ediyor.
Bu açıdan, “Yeni anayasa hiçbir özel fikrin, partinin, ideolojinin ve doktrinin mührünü taşımamalıdır” yerine “Yeni anayasa demokrasi ve hukuk devleti ideolojisi çerçevesinde oluşturulmalı, bundan başka hiçbir özel fikrin, partinin, ideolojinin ve doktrinin mührünü taşımamalıdır” demeliydi.
Daha kapsamlı bir değerlendirmeyi www.kongar.org adresindeki sitemde bu haftaki “Güncel” yazısında yaptım; merak eden bakabilir.

(Cumhuriyet)

Emre KONGAR | Tüm Yazıları
Hits: 1288