Militan İyimserlik

~ 28.08.2011, Ataol BEHRAMOĞLU ~
Bu hafta sizlere büyük bir düşünürün, 20. yüzyılın en önemli düşün insanlarından Ernst Bloch’un “militan iyimserlik” kavramından söz etmek istiyorum.
Fakat önce düşünürün yaşam öyküsüne kısaca göz atalım.
***
Yahudi kökenli küçük bir memur ailesinin çocuğu olarak Almanya’nın Ludwigshafen kentinde 1885 yılında yaşama gözlerini açan Bloch, Münih’te fizik, müzik ve felsefe eğitimi almış.
Bu üç disiplinin bir arada oluşu çok önemli.
Baş yapıtı sayılan“Umut İlkesi”ni okurken bunu çok iyi anlıyorsunuz.
Fizik, doğal bilim demektir.
Müzik, sanat ve matematiğin birlikteliğidir.
Felsefe, düşüncede (kavramlarda) derinleşmek ise, bu derinleşmenin doğal bilim, matematik ve sanatsal duyarlılıkla etkileşiminin nasıl özgün ve yüksek bir düşünce ve üslup düzeyi oluşturabileceğini tahmin etmek güç değil.
“Umut İlkesi” bu olgunun seçkin bir örneğidir.
***
Yaşam öyküsünü izlemeyi sürdürelim.
Bu yaşam ülkeden ülkeye göçlerle sürmüş.
İlk Dünya Savaşı’nı “emperyalist savaş” olarak niteleyip İsviçre’ye göçüyor.
Ülkeye dönüşünde, 1920’lerin Berlin’inde Brecht ve W. Benjamin’le yakınlık.
Nazilerin iktidara gelişiyle tekrar ülke dışına çıkış.
Son olarak bulunduğu Prag’ın Nazilerce işgal edilmesi üzerine ABD’ye göç ediyor.
Savaş sonrasında demokratik Alman Cumhuriyetine taşınarak Leipzig Üniversitesi’nde ders veriyor.
1956’da Sovyetler Birliği’nin Macaristan’a müdahalesini eleştirmesi üzerine zorunlu emeklilik ve 1961’den itibaren Batı Almanya Tübingen Üniversitesi’nde öğretim üyeliği.
1968 öğrenci hareketine bir düşünür ve öğretim üyesi olarak yakınlık.
Bu arada, başta “Umut İlkesi” olmak üzere, temel içeriği belki “insanın özgürlük arayışı” olarak adlandırılabilecek sayısız yapıt.
1977’de Tübingen’de yaşamdan ayrılan büyük Marksist düşünürün üç bine yakın öğrencinin meşaleli yürüyüşüyle uğurlanması, bana W.Hugo’nunkiyle birlikte en anlamı ve etkileyici bir uğurlama töreni olarak göründü…
***
“Militan iyimserlik” kavramı, dilimizde şimdilik ilk cildinin (840 sayfa!) çevirisi bulunan “Umut İlkesi”nin (İletişim Yayınları, çeviren: Tanıl Bora) bir bölümünün başlığını ve içeriğini oluşturmakla birlikte (bkz. S.247-256), bana kalırsa bu eşsiz diyebileceğim yapıtın temel omurgasını da oluşturuyor.
Ernst Bloch’un dilinin, anlayabilmek için kimi kez bazı satırların, cümlelerin, bölümlerin birkaç kez okunmasını gerektiren çok ayrıntıcı bir çetrefilliği olduğunu belirtmeliyim…
Çevirmen Tanıl Bora gerçekten de çok ağır bir yükün altına girmiş ve sözcük seçimleri yer yer tartışılabilir olsa da büyük bir emek ve ustalıkla bu yükün altından kalkmayı başarmış.
“Militan İyimserlik” başlıklı bölümde, kitabın yine de hem çok önemli hem de nispeten kolay anlaşılabilir sayfalarını okuyoruz.
Bloch burada iki tip insandan söz ediyor…
Bunlardan biri “banal-otomatik ilerleme” düşüncesine sahip kimselerdir…
Bizdeki literatüre kabaca “enseyi karartmamak” biçiminde giren bu tür iyimserlik sahibi kimselere göre, gelecek şimdiden bellidir ve iyi olacaktır....
Oysa, Bloch’un şairce imgesiyle “Gelecek kısmet olarak gelmez insana, insan geleceğe gelir (doğru okudunuz, evet, gelir. A.B), kendinde olanla girer onun içine…”
Bu “kendinde olan” ise, “cesaret”, “kararlılık” ve onların olmazsa olmaz gereksinimi “salt gözlemci olmayan bilgi”dir…
Çünkü, büyük düşünürün bu kez bilgece sözleriyle “salt gözlemci olan bilgi zorunlu olarak olup bitmiş ve böylece de geçmiş olanla ilgilidir, halihazırda olan karşısında çaresiz, gelecek karşısında kördür.”
Asıl bilgi ise “süreçle birlikte yürüyen, orada işlemekte olan İyi’ye yani süreçte insana layık olana aktif-taraflı olarak bağlı bir tarz”dır…
Bloch’un tanımlarıyla, “banal-otomatik iyimserlik”, onun tam tersi olan “mutlaklaşmış karamsarlık”tan “daha az zehirleyici değildir”…
“Çünkü ikincisi açıkça, adıyla sanıyla ortaya çıkan utanmaz gericiliğe hizmet ediyorsa, ilki de mahcup gericiliğe, ona göz kırpan katlanma ve pasifliğin emeline hizmet eder”…
Ernst Bloch’un bu her iki gericiliğin bağdaşığı (müttefik) ve destekçisinin karşısına koyduğu “militan iyimserlik” kavramından söz etmeyi önümüzdeki hafta da sürdüreceğim…•

(Cumhuriyet 28.08.2011)

Ataol BEHRAMOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 3297