Türkiye Büyük Millet Meclisi Gençleşmelidir

~ 28.02.2011, Deniz KAVUKÇUOĞLU ~

Genel seçimlere 104 gün kaldı. 12 Haziran günü 18 yaşını doldurmuş yurttaşlarımız sandık başına giderek, kendilerini ve ülkeyi bir yasama dönemi yönetecek olan siyasal iktidarı belirleyecekler.

Öngörüler, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bir dönem daha işbaşında kalacağı doğrultusunda. Yürürlükteki antidemokratik seçim sistemi, Türkiye genelinde yüzde 10’un altında oy alan partilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilmelerini engelliyor.

2007 genel seçimlerine 14 parti ile bağımsız adaylar katılmışlar, AKP yüzde 46.57; CHP yüzde 20.88; MHP yüzde 14.28 oy olarak TBMM’ye girmişlerdi. Oyların yüzde 5.32’sini alan bağımsız adaylardan 26’sı milletvekili olmuş, bunlardan 22’si bir araya gelerek BDP (daha önce DTP) grubunu kurmuşlardı. Oyların yüzde 12.95’i ise irili ufaklı 11 parti arasında dağılmış, bu partiler baraj altında kaldıklarından, bunlara verilen oylar boşa gitmişti. Fakat boşa giden bu oyların büyük bölümü Seçim Yasası’nın tekniğine ilişkin nedenlerden ötürü AKP’nin kazanç hanesine yazılmıştı.

2007 seçimlerinde oyların yüzde 14.28’ini alan MHP’nin 71 milletvekili çıkardığı düşünülecek olursa, boşa giden yüzde 12.95 oranındaki oyun karşılığı, en kötümser varsayımla 65 milletvekilidir. Bu milletvekillikleri en büyüğünden başlayarak TBMM’ye doğrudan giren üç parti arasında bölüşülmüştür. Tek başına bu durum bile, yürürlükteki Seçim Yasası’nın ucubeliğini ortaya koymaktadır. Ne var ki TBMM’de temsil edilen partilerden BDP dışındakilerin bu ucubeliğe bir son vermek niyeti ne yazık ki yoktur.

***

Ülkemizde uygulanan parlamenter demokrasinin sergilediği başka ucubelikler de vardır. Bunlardan biri de genel seçimler öncesi aday belirlemelerde esas alınan Parayı veren düdüğü çalar!rezilliğidir. Bir kişinin aday adayı olabilmesi için partinin kasasına sokaktaki yurttaşın hayalini bile kuramayacağı ölçüde büyük paralar ödemesi gerekmektedir.

Bu rezillik, doğal olarak TBMM’nin milletvekili profiline yansımaktadır. Bu açıdan bakıldığında TBMM çoğunlukla cebi şişkinlerin, tuzu kuruların buluşma mekânıdır. En olmaması gerenler oradayken, en olması gerekenler o çatının altında yoktur.

Adam ya da kadın, onca parayı ödedikten sonra hasbelkader milletvekili olmuşsa seçildiği ilk günden itibaren kafasındaki temel soru, o parayı hangi yoldan nasıl geri döndürebileceğidir. TBMM raflarında bekletilen dokunulmazlık dosyaları incelendiğinde bunlardan bir bölümünün bu geri döndürülme işine uzandığı görülecektir.

***

Türkiye’nin kirlenmemiş siyasetçilere gereksinimi vardır. Bunun kaynağı ise gençliktir. Ülkemizin yaklaşık 74 milyon olan nüfusunun ortalama yaşı 29’dur. Bu, mutlaka yararlanılması gereken önemli bir özelliğimizdir.

Türkiye’de 30 yaş altı ve oy kullanma çağında 15 milyon genç vardır. Ülkemizde seçme yaşı 18, seçilme yaşı ise 25’tir. İlgili anayasa değişikliğinin 2006 yılında gerçekleştirilmesine karşın 25 yaşını dolduranlar mevzuat gereği 2007 seçimlerinde aday olamamışlardı. 2011 seçimlerinde ise 25 yaşını doldurmuş olan gençlerin TBMM’ye girme şansları vardır. Partiler, gençlere bu şansı tanımalıdırlar.

Ülkemizde 30 yaşın altında çok değerli akademisyenler, sivil toplum kuruluşu önderleri, parti gençlik kolları liderleri, yazarlar, sanatçılar her meslekten uzmanlar ve siyasal bilimciler vardır. Bu genç insanların TBMM’ye girmeleri siyasete ayrı bir renk ve canlılık katacaktır. Kendilerinden çok farklı hayatlar yaşayan, kendilerinden çok farklı hayaller kuran, kendilerininkinden çok farklı bir dünyanın özlemini çeken genç insanlardan yaşlı siyasetçilerin öğrenecekleri çok şey vardır.

TBMM’de genç milletvekillerinin varlığı milyonlarca gencin rol model seçimini de kolaylaştıracak, onları siyasete yaklaştırarak, kendilerine dayatılan politikasızlaştırma sürecinin kırılmasında da etken olacaktır.

Elimizden hiçbir şey gelmiyorsa, en azından Türkiye Büyük Millet Meclisi gençleşmelidir! diyelim; bunun için çalışalım.

(Cumhuriyet 28.02.2011)

Deniz KAVUKÇUOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 1561