İhanet

~ 06.08.2011, Ataol BEHRAMOĞLU ~
Günlük dildeki kullanımında yumuşatılmış olsa da hainsözcüğü birini suçlayıp aşağılamak için kullanılabilecek en ağır sözlerden biridir.
İhanetise bilindiği gibi, hain sıfatından türetilmiş bir isimdir…
Hainlik yapmak, hıyanet etmek, bir dostu sırtından vurmak, kendisine güvenenleri yarı yolda bırakmak ya da satmak anlamlarına gelen, kullanım alanı çok geniş bir sözcüktür.
İhanetin hiçbir biçimi hoş karşılanmaz.
İhanet eden kişi, gerekçesi ne olursa olsun, küçümsenen, kendisinden uzak durulan, toplumun gözünde değersiz, güvenilmez biridir.
***
Eşler arasındaki aldatmalarda sıklıkla kullanılıyor olsa da ihanet kavramı çok daha geniş bir alanı kapsıyor.
Akla ilk gelenlerden biri vatana ihanettir.
Şimdilerde vatan kavramı çok fazla ayağa düşürülmüş olsa davatan hainisözü yine de birine yöneltilebilecek en ağır suçlamalardan biridir.
Doğup büyüdüğünüz, ekmeğini yiyip suyunu içtiğiniz, havasını soluduğunuz bir coğrafyaya, onun tarihine, bugününe, geleceğine ve orada yaşamakta olan insanlara, yurttaşlarınıza ihanet demektir.
Mesleğe ihanet, dostluğa ihanet akla ilk elde gelebilecek başkaca ihanet biçimleridir.
Bunlara, insanın kendine ihanetini de ekleyebiliriz.
Gün gelir bir insan kendi inançlarına, kişiliğini oluşturan değerlere de ihanet edebilir.
İhanetin en ağır biçimlerinden biri de bu olsa gerek…
***
İnsan neden ihanet eder?
Dostlarını, arkadaşlarını, meslektaşlarını, yoldaşlarını neden yarı yolda bırakır; onları neden sırtlarından hançerler; kimi kez onların güç durumlarından yararlanmayı neden fırsat bilir; kendi inançlarına, kişiliğini oluşturan değerlere bile neden hainlik yapar?
Bu soruların tek bir yanıtı olmasa gerek…
Yine de akla ilk gelenleri sıralayalım:
Çıkarcılık, kıskançlık, yükselme hırsı, zayıf karakterlilik, başkaca kişilik bozuklukları...
Çünkü ihanet, hastalık gibi bir şeydir.
Bir virüs, bir mikroptur.
Sağlıklı bir insan kişiliğiyle bağdaşması, böyle bir kişilik içinde etkin olması olanaksızdır...
Hainler kendi ruh ve kişilik bozukluklarının farkında oldukları için de yaşadıkları iç çatışma onları giderek daha da alçaklaşmaya, sürüngenleşmeye götürecektir...
***
Hainler, ihanet edenler, kişisel ve toplumsal yaşamın güç zamanlarında daha çok sayıda ortaya çıkarlar.
Pislikten üreyen, bataklıklarda çoğalan zararlı yaratıklar gibidirler.
İğrençtirler.
Hiçbir çalım, gösteriş, azamet, göz korkutma ya da göz boyama, gerekçe uydurma ya da açıklama bulma çabası ihanetin çirkinliğini örtüp gizleyemez.
Bütün bunlar bir an etkili olsalar da, toplumlar sezgiler ve sağduyularıyla ihaneti yine de algılamış ve ona layık olduğu notu vermişlerdir...
Gün gelir, ihanet eden kişi ve kişiler, her kim olurlarsa olsunlar, kişisel ya da toplumsal yaşamda, en yakınları da içlerinde olmak üzere kendi çevrelerinin ve bütün bir toplumun lanetinden kurtulamazlar...
***
İnsan, gerçek anlamıyla insan olmak ve insan kalmak istiyorsa, kimi kez ne kadar güçlüklerle dolu olsa, özveriler gerektirse bile, insanlığı oluşturan en temel değerlerle tutarlı kalmalıdır.
Sıkıntılar, güçlükler gelip geçer.
Aşılmaz görülen engeller aşılır.
Gerçeklik, onu örten yalanlardan, pisliklerden arınıp gün gibi ışıldar.
Bu hep böyle olmuştur ve böyle olacaktır.
Tersi, insanın ve insanlığın sonu demektir.
Gelecek; ihanetin karanlık, korkak, ilkesiz, kötü kokulu çukurlarında değil; cesaretin, dürüstlüğün, özverinin, temiz havayla dolu, aydınlık doruklarında biçimleniyor...

(Cumhuriyet 06.08.2011)

Ataol BEHRAMOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 3540