Efsaneden Hazineye

~ 03.08.2011, Mine KIRIKKANAT ~
Berenger Sauniere, yoksul ve çok çocuklu ailesinin, karnı doysundiye kiliseye teslim ettiği, dolayısıyla hasbel kader ruhban saflarına katılmış, ama inançlı bir din adamıydı. Ne var ki güçlü kuvvetli bir erkek için, bekâret yemini edilen Katolik papazı olmak zor değilse de, kalmak pek kolay sayılmazdı.
Çiçeği burnunda bir papaz olarak 1885 yılında Rennes Le Chateau kasabasına atanan genç Sauniere, ekmek teknesi kilisenin harap halini görünce, kadim tapınağı tamire karar verdi. Ama kendi parası yoktu, mesleki üstleri de zırnık vermiyordu. Altı yıl uğraştı didindi, sonunda kasaba belediyesinden borç aldığı parayla 1891 yılında kilisenin restorasyonunu başlattı. Bu sırada öteki sorunu da çözmüş ve Marie Denardau adlı pek dindar hanım müridini, hem hizmetçi, hem metres tutmuştu. Kasabanın Katolik cemaati ikinci durumdan haberdar olsa bile, biçare papazların Kilise tarafından yasaklanan cinsel ilişkiyi bir şekilde yaşamaları gerektiğini biliyor ve çocukları istismar etmelerindense, kendi aralarında ya da gizli metreslerle çözmelerine göz yumuyordu.
1893 yılında kilisenin restorasyonunda çalışan işçiler, papazın dikkatini, duvarı kaplayan taş levhalardan birindeki rölyefe çektiler. Levhanın üstüne, çok eski olduğu belli, at üstünde şövalye figürleri kazınmıştı. Sauniere, Malta Şövalyelerine ait olduğunu anladığı levhayı görünce çok heyecanlandı. İşçilere duvarın arkasını kazdırdı ve yemek molası verip kilisede yalnız kaldı. Söz konusu taş levha günümüzde Şövalyeadıyla Rennes Müzesi’nde sergileniyor. Ama olayın gizemi, Sauniere’in levhanın gizlediği zulayı keşfinden öteye tuhaflaşmasıyla başlıyor: Her gece, kasabada el ayak çekildikten sonra ininden çıkan papaz, peşinde metresi Marie dağ tepe dolaşıyor, nerede bir mezar bulsa eşiyor, deşiyor ve... Birden bire zengin oluyor!
1897 yılında biten restorasyon masraflarının tamamını üstlenip Hz. Meryem’in adını verdiği kiliseyi hiç alışılmadık renklere boyatıyor, heykellerle donatıyor ve vaftiz kurnasına da Şeytan figürü oyduruyor! Para öyle çok ki, hızını alamayıp mertesi/hizmetçisinin üstüne 6 dönüm arazi alıyor, üstüne Bethanya adını verdiği muhteşem bir villa, arazinin en tepesine de Hz. İsa’nın bağışladığı günahkâr Azize Magdala’nın adına bir kule dikiyor. Ne var ki kendisi, ömrü boyunca kilisenin arkasındaki papaz evinde oturuyor. Yaptırdığı villa ve kulede, akın akın gelen ve kimliği gizli tutulan konuklarını ağırlıyor.
Papaz Sauniere’in apansız zenginliği kasaba ahalisinin hışmını çekerken, Katolik Kilisesi de Magdala Kulesi’nin -bir çeşit deniz feneri!- yasadışı bağışlarla ilişkisinden kuşkulanıyor. Önce Rennes Belediye Başkanı, çok eski yüzyıllarda yaşamış Blanchefort markizinin mezar taşındaki kitabeyi sildiği ve hatta taşın yerini değiştirdiği anlaşılan Papaz Sauniere’in, mezarlıklarda dolaşmasını yasaklıyor. Ardından Katolik Kilisesi de restore ettirdiği kilisede papazlık yapmak yetkisini alıyor elinden...
Berenger Sauniere, 1917 yılında sırlarıyla birlikte gömülüyor. Tüm servetini bıraktığı ve 1953’e kadar yaşayan Marie Denardaudyu da kimse konuşturamıyor: Papazın gizemli serveti o gün bugündür 500 kitaba konu oldu. Kimileri, papazın yasadışı bağış toplayarak zengin olduğunu, kimileri de Vizigot’lardan Malta Şövalyelerine geçen hazineden, mezarlara dağıtılmış kadarını bulduğunu ileri sürüyor. Başka bir deyişle hayali geniş araştırmacı yazarlar, Sauniere’in gizemli servetinden ekmek yiyorlar. Ama aralarından sadece biri Sauniere’inkine fark atacak bir servet kazandı, o da Azize Magdala ile Hz. İsa’yı gizlice evlendirerek çoluk çocuğa karıştırmakla yetinmeyip, Kudüs’ten Fransa’ya göç ettiren Dan Brown...
Öyle ya da böyle, Fransa’nın Rennes Le Chateau kasabasının günümüzdeki en büyük gelir kaynağı, Papaz Sauniere’in ardında bıraktığı üç anıtı görmeye gelen turistler ve hazine yazarlarıyla hayal avcılarının rüyalarını süsleyen, bulmaktan asla umudu kesmedikleri Kudüs Hazineleri...

(Cumhuriyet 03.08.2011)

Mine KIRIKKANAT | Tüm Yazıları
Hits: 2412