31 MART VAK ASI - İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ VE ARNAVUTLAR

~ 17.05.2020, Hayri İçli KELMENDİ ~

 

 

Arnavutlar Osmanlı Modernleşme Hareketinde çok önemli rol oynamışlardır. Osmanlı Askeri Tıbbiyesinde 1859 yılında kurulmuş olan İttihad-ı Osmanlı Derneğinin kurucularından 1 numaralı üyesi olan Struga’lı Arnavut Dr. İbrahim TEMO’nun yanında Korça Mebusu Shahin Kolonja, Kosovalı Nexhip ve Ferhat Draga kardeşler vb. birçok Arnavut aydın ve siyasetçi en ön saflarda yer almışlardır.

 

Bu dernek, 1902 de Paris’te toplanan kongresinde, Selanik’te kurulmuş olan Osmanlı Terakki Cemiyeti ile birleşerek, İttihat ve Terakki Cemiyeti adını almıştır. 1907 yılında toplanan 2 nci Kongre sonunda İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin yönetimi (Selanik’te) tümüyle askeri kanadın eline geçmiştir. Enver Paşa, Cemal Paşa ve Talat Paşa yönetimindeki askeri kanat, içlerinde çok sayıda Arnavudun da bulunduğu sivil, liberal kanat mensuplarının tümünü tasfiye etmiştir.

 

Bunun üzerine Arnavutlar bulundukları bölgelerde yerel Arnavut Komiteleri ağını kurmuşlardır. Kosova, Shkodra, Manastır, Yanya ve Bükreş’te kurulan bu komiteler 20 nci yy’da Arnavud  ulusunun siyasi ve askeri örgütlenmesini yönetmişlerdir.

 

Askeri kanadın yönetimine geçmiş olan İ.T.C. liberal demokrat çizgiden tümüyle ayrılarak Auguste Comte pozitivizmi, Gustave Le Bon Bulgar sosyalizmi ve Prusya tipi askeri milliyetçilik temelleri üzerinde otoriter, totaliter ve aşırı milliyetçi Türkçü bir çizgi izlemiştir. 1908 seçimlerinde, kazanmış olduğu halde hükümeti kuramamış ama bir gölge gibi onu izlemiş olan İ.T.C., 1909 31 Mart kurgulanmış isyan hareketini bastırmak gerekçesi ile Selanik’ten Hareket Ordusu adı altında bir askeri gücü İstanbul Yeşilköy’e sevk etmiştir.

 

1908’de ilan edilmiş II. Meşrutiyeti korumak amacıyla Selanik’den gelen Avcı Taburlarının mektepli komutanları, İstanbul’daki eski alaylı birlikleri denetim altına almışlar ve komutanlarının görevlerine son vermişlerdir.

 

Aynı günlerde İstanbul Galata Köprüsü üzerinde bir gazetecinin suikaste kurban gitmesi ve failinin bulunamaması üzerine toplumda büyük bir infial ve gerginlik doğmuştur. Selanik’ten gelen mektepli komutanların, alaylı subayların tümünü komutaları altına almaları üzerine, İstanbul’un askerleri, mektepli komutanları kışlalarına kapatmışlar ve bir dizi talepte bulunarak silahlarıyla sokağa çıkmışlardır. 31 Mart Vak’ası aslında miladi takvime göre 13.04.1909 tarihinde başlamıştır.

 

İsyancı askerler, medrese öğrencileriyle birleşerek Ayasofya Meydanında toplanmışlar ve havaya ateş açarak isteklerini sıralamışlardır. Özetle beş maddede toplanan istekleri şöyledir.

 

1.    Hükümet istifa etmelidir.

 

2.    İ.T.C. Yöneticileri, Meclis Başkanı Ahmed Rıza ile Hüseyin Cahid Yalçın ve Talat Paşa’nın görevlerine son verilmelidir.

 

3.    Alaylı subaylar serbest bırakılmalı, görevlerine dönmelidir.

 

4.    Anayasa yerine Şeriat’ın uygulaması başlamalıdır.

 

5.    Ayaklanmaya katılanlar hakkında af çıkarılmalıdır.

 

 

 

Ayaklanma üzerine, Selanik’ten Hüseyin Hüsnü Paşa komutasındaki Hareket Ordusu 19.04.1909

 

günü Yeşilköy’e varmıştır.  Paşa süratle bir bildiri yayınlayarak halkı sükunete davet etmiş, İslam ulemasına saygıda kusur edilmeyeceğini ancak isyancıların cezalandırılacağını kamuoyuna duyurmuştur.

 

                Mahmut Şevket Paşa 22.04.1909 günü Hareket Ordusuna Komutan olarak tayin edilmesiyle olaylar daha da gerginleşmiş ve şehrin bazı semtlerinde alaylı birlikler ile mektepli birlikler arasında çatışmalar çıkmıştır. M. Şevket Paşa şiddetle müdahale etmiş ve duruma hakim olmuştur.  Bunun üzerine bir İ.T.C. heyeti Meclise giderek Sultan II. Abdülhamit’in hal edildiğine dair bir karar aldırmış ve bu kararı kimse Sultana tebliğ etmek istemeyince, Durres’lı Said Paşa Toptani bu görevi üstlenmiş ve 27.04.1909 tarihinde II. Abdülhamit Selanik’e sürgüne gönderilmiştir. 1877’de bir sivil-bürokrasi darbesiyle iktidara gelmiş olan II. Abdülhamit 32 yıl sonra bir askeri darbe ile iktidardan indirilmiştir.

 

                31 Mart Vak’ası olarak bilinen bu isyan ve darbenin, içyüzü ve perde arkası bugüne kadar tümüyle açıklığa kavuşmuş değildir.

 

İrtica Ayaklanması: Meşrutiyet öncesi yönetimini isteyenlere “İrticacı” denmiştir. Bugün anlaşıldığı gibi Dincilere değil.

 

Şeriatçı Ayaklanma: Bu ayaklanmayı destekleyen, olaydan bir hafta önce kurulmuş olan İttihad-ı Muhammed’i isimli bir parti ve yayın organı Volkan gazetesidir.

 

Alaylı Subaylar: Mektepli komutanların emri altına girmek istemeyen İ.T.C. düşmanı alaylı askerler

 

Sorumlu olarak yukarıdaki gruplar gösterilmiş, kurulan askeri mahkemede birçok kişiye idam cezası verilmiştir.  Mahkeme Başkanı Hurşit Paşa’nın yazdığı 168 Sayfalık “İhtilalin Tarihçesi’´ isimli kitabın sonunda özet olarak şöyle yazmaktadır:

 

                “Sebepler o kadar çoktur ki, uzaktan-yakından, doğrudan-dolaylı, bilerek-bilmeyerek ihtilalin başlaması ve yayılmasına herkes sebep olmuş ve yardım etmiştir.”

 

                Şimdi Arnavutların bu olayda, nasıl aldatılarak alet olduklarına yakından bakalım:

 

                1908 yılında Kosova’nın Üsküp kentinde toplanmış olan yabancı öğrenci ve askerlerin Kaçanik boğazından geçerek Kosova’ya saldıracakları haberlerinin yayılması üzerine Kuzey Arnavutluk’tan harekete geçen onbinlerce GEGE ARNAVUT saldırıya karşı koymak için Ferizaj (Firzovik) kentinde toplanmışlardır. Çevreden de katılanlarla sayıları 30.000’e ulaşan Arnavudlar  İ.T.C.’nin sinsice hazırlamış olduğu bir tuzağa düşürülmüşlerdir. Böyle büyük ve silahlı bir topluluk ile görüşmeleri ve onları yatıştırmaları için, Arnavutlar tarafından çok saygı gören Shaban Efendi ile Üsküp Müftüsü Hasan Fehmi Efendi İ.T.C. tarafından davet edilerek Ferizaj’a getirilmişlerdir.

 

                Shaban Efendi toplanmış bulunan Arnavutlara böyle bir saldırı olmayacağını, ancak burada toplanmışken, Anayasa diye anlatılan şeyin aslında İslam dininin ve Kur’anın emri olan Meşveret Meclisi’nin kurulması anlamına geldiği ve Anayasanın yürürlüğe girmesi için bir “Talepname” imzalayarak Sultan II. Abdülhamit’e iletirlerse çok büyük bir sevaba gireceklerini anlatmış ve onları ikna etmiştir.

 

                II.  Abdülhamit bunun üzerine Ferizaj’a askeri birlikler göndermiş ama askerler Arnavutlarla çatışmaya girmemişlerdir. Bunun üzerine Sultan, Sadrazam Arnavut Damat Ferid Paşa’yı göndermek istemiş, o da görevi kabul etmeyince görevden almış, yerine başka bir Arnavud Said Halim Paşa tayin edilmiştir. Böylelikle Arnavudlar bilmeden II. Meşrutiyet’in ilanına büyük bir katkıda bulunmuşlardır. Ancak birkaç ay sonra kendilerini Ferizaj’da aldatan İ.T.C. yöneticileri, daha önce vaad etmiş oldukları, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, Arnavutların da diğer Osmanlı tebaasına tanınan haklardan yararlandırılması, Arnavutça okulların açılması vb. gibi taahhütlerinin tam tersi, aşırı merkeziyetçi, milliyetçi, Türkçü bir politika izlemiş ve Arnavud toplumu üzerindeki baskıları daha da arttırmıştır.

 

                Sonrası hepimizce bilinen Balkan Savaşları hezimeti ve 1 nci Dünya Savaşı sonunda Arnavut Topraklarının Sırplar, Bulgarlar, Yunanlılar (Grekler) ve Karadağlılar tarafından gasp edilerek istila edilmesi, yüzbinlerce Arnavut’un evsiz-barksız, korumasız ve en ağır olan “vatansız” kalmasıdır.

 

                Tabii ki bu olayların tek sorumlusu İ.T.C.  değildir ama izlediği çok yanlış, adil ve dürüst olmayan politikalarıyla, önce kendi halkına sonra da Arnavutlara bu kadar ağır bedeller ödetenler, ülkeyi  yönetenler, yani İ.T.C’den başkası değildir.

 

**  Başlangıçta Ayan Meclisi Başkanı İsmail Kemal Bey’de İ.T.C.’de görev almış ancak askeri kanadın hakimiyetinden sonra ayrılarak Prens Sebahattin’in Adem-i Merkeziyetçi ve liberal demokrat bir çizgi izleyen Ahrar hareketine katılmıştır. 14.04.2019

 

 

 

 

 

Hayri İçli Kelmendi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hayri İçli KELMENDİ | Tüm Yazıları
Hits: 104