Gazeteciliğe dair deli sorular

~ 15.11.2019, Mine Söğüt ~

Bu ülkede bir insan gerçekten gazeteci olduğundan nasıl emin olabilir?

Anca basın kartı aldığında mı?

Bir meslek sendikasına ya da derneğine üye olduğunda mı?

Kendisinden tecrübeli gazetecilerin takdirini topladığında mı?

Okurun güvenini kazandığında, onayını aldığında mı?

Basın ahlakına harfi harfine uyduğunda mı?

Mesleğin kurallarını kendi çıkarlarının çok üzerinde tuttuğunda mı?

Bu ülkede bir insan gerçekten gazeteci olduğundan nasıl emin olabilir?

Yapma denileni yaptığında mı?

Yazma denileni yazdığında mı?

Sorma denileni sormakta inat ettiğinde mi?

Bunları yaptığı için işten atıldığında mı?

Bunları yaptığı için başka iş bulamadığında mı?

Bunları yaptığı için hapse atıldığında mı?

Bunları yaptığı için iktidar tarafından kara listeye alındığında mı?

Bunları yaptığı için gazetecilikten başka işlerde çalışmak zorunda kaldığında mı?

Bunlara rağmen bir de okur tarafından kolayca unutulduğunda mı?

Bu ülkede bir insan gerçekten gazeteci olduğundan nasıl emin olabilir?

Zamanın her türlü rüzgârına kendini bırakabildiğinde mi?

İlkesiz olmayı içine sindirdiğinde mi?

Her devrin adamı olmayı becerdiğinde mi?

Gazetecilik adına tetikçilik yaptığında mı?

Gazetecilik adına komisyonculuk yaptığında mı?

Gündemi gerçeklere değil birilerinin ihtiyaçlarına göre, güdümle belirlediğinde mi?

Gazetecilik adına kendisinden talep edilecek her şeyi yapabilecek tıynette olduğunda mı?

Bu ülkede bir insan gerçekten gazeteci olduğundan nasıl emin olabilir?

Meslek ilkelerini hiçe saydığında mı?

Kendi çıkarlarını her koşulda kolladığında mı?

Kendi yarattığı bir ahlaksızlığı ahlak diye pazarladığında mı?

Bu haline rağmen okurun aklını alabildiğinde mi?

Bu haliyle iyi para kazabildiğinde mi?

Patronun gönlünü yapabildiğinde mi?

İktidarın gözüne girebildiğinde mi?

Yerini hep sağlam tutabildiğinde mi?

Bunları yapmasına rağmen okur tarafından hâlâ muteber sayıldığında mı?

Bu ülkede bir insan gerçekten gazeteci olduğundan hiçbir zaman emin olamaz.

Sonra bir gün...

Dünyanın gözünü diktiği bir uluslararası buluşmada bir devlet adamı ülkesindeki gazetecilikle ilgili tuzak bir soru sorar...

Bu tuzak soruya oradaki tüm gazeteciler ve politikacılar düşüverir...

Hatta cevap verir... Hatta gülüverir...

Bu cevap üzerine bir alaycı soru daha gelir...

O alaycı soruya da cevap verilir...

Tüm bunlar “One minute” içinde oluverir...

Hiç kimse çıkıp da “One minute” ya da “Hop” falan demeyiverir...

Böylece bu ülkedeki gazetecilikle ve devletle ve politik hassasiyetlerle ilgili gerçekler kayda geçer ve o gerçekler bir kez daha tüyler ürpertir.

Ve gazeteci kimdir, kim değildir tartışması yeniden ülkenin gündemine gelir.

Sonra boşlukta başka bir soru belirir.

Bir devlet başkanı, o devletin başkanının kendisi olduğundan gerçekten emin midir?

Aklımda böyle deli sorular.


http://www.cumhuriyet.com.tr/

Mine Söğüt | Tüm Yazıları
Hits: 169