Muhalif baroya darbe hazırlığı

~ 06.09.2019, Yeni Yaklaşımlar ~

Saray gölgesinde yapılan ve birçok baro tarafından protesto edilen yeni adli yıl açılış töreninde Erdoğan’ın yaptığı konuşma ‘Baroları ele geçirme planı’ olarak algılandı

Yargıtay Başkanlığı tarafından organize edilen 2019-2020 Adli Yılı Açılış Töreni, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda gerçekleştirildi. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, törene katılmayan 52 baro başkanlığını hedef alarak, “Önümüzdeki dönemde ilk çözmemiz gereken meselelerden birinin, barolar başta olmak üzere tüm meslek teşekküllerinin seçim yöntemlerinin temsili demokrasiye uygun hale getirilmesi olduğuna inanıyorum” dedi.

2019-2020 Adli Yılı, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlenen törenle açıldı. Törene katılan hakim ve savcılar, salon önünde arama için kuyruk oluşturdu. Bina girişinde kurulan bilgisayar sisteminden isimleri kontrol edilen hakim ve savcılar, X Ray cihazından geçerek salona giriş yaptı. Törene Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) ve yüksek yargı organı üyeleri ile hakimler ve savcılar katıldı.

 

Cumhuriyet alınmadı
Yargıtay Başkanlığı tarafından tören için yargı muhabirlerine de davetiye gönderildi. Davetiye gönderilen yargı muhabirimiz Alican Uludağ, adli yıl açılışını izlemek için gittiği Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na alınmadı. Yargıtay tarafından hazırlanan katılımcı listesinin bu süreçte Cumhurbaşkanlığı’na gönderildiği, doğrudan Saray’ın listeden muhabirimiz Uludağ’ın adını çıkardığı öğrenildi. Yargıtay yetkilileri, olay sırasında sessiz kalmayı tercih etti. Ayrıca Ulusal Kanal muhabirleri de içeri alınmadı.

 

Feyzioğlu’ndan savunma
Törende ilk olarak TBB Başkanı Metin Feyzioğlu konuştu. Adli yıl açılışına katılması nedeniyle kendisini eleştirenlere Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni okuyarak yanıt veren Feyzioğlu, “Bizim için vatan söz konusu ise, gerisi teferruattır” dedi. Feyzioğlu, “Bugün buradayız. Çünkü vatandaşlarımızın yargıya ilişkin sorunları ve bizlerden beklentileri vardır. Avukatların yargıya ilişkin sorunları ve bizlerden beklentileri vardır. Bu sorun ve beklentiler birbirinden farklı ve bağımsız değildir. Avukatın sorunu, vatandaşın sorunudur. Çözümler de ortaktır” ifadesini kullandı.
TBB’nin hiçbir siyasi partinin muhalifi veya destekçisi olmadığını söyleyen Feyzioğlu, yargı reform paketlerinin süratle çıkarılması ve hızla uygulamaya geçirilmesi gerektiğini belirterek taleplerini sıraladı. Türkiye’nin normalleşme sürecinde HSK’nin yapısının kuvvetler ayrılığını tam olarak sağlayacak şekilde Meclis’te uzlaşma ile yeniden düzenlenmesini önerdiklerini kaydeden Feyzioğlu, şunları kaydetti:

 

“Önerimiz somuttur, Hakimler ve Savcılar Kurulu üyelerinin yarısını Meclisimizin, 3/5 gibi nitelikli bir oyla, dolayısıyla yüksek bir uzlaşma seviyesiyle belirlemesidir. Bu durumda uzlaşma kaçınılmaz olarak liyakat temelli olacaktır. Kalan üyelerin de Yargıtay ve Danıştay genel kurullarında yine nitelikli oyla belirlenmesini öneriyoruz. Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu’na da belli sayıda aynı yöntemle seçeceği HSK üyesi kontenjanı tanınmasını öneriyoruz. Elbette önerimizi tüm yönleriyle tartışmaya hazırız. Çünkü Türkiye’nin ortak akla konuşarak ve tartışarak ulaşabileceğini biliyoruz.”

 

‘Bağımsızlık’ vurgusu
Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, yeni adli yılı; hukuk, demokrasi ve insan hakları bakımından başarılı geçmesi, milletimize ve tüm insanlığa hürriyet, adalet ve barış getirmesi dileğiyle açtığını ifade etti. Konuşmasında hukuk devleti, insan hakları ve kuvvetler ayrılığı başlığına vurgu yapan Cirit, “Yargının, siyasal gücü elinde bulunduran yasama ve yürütme organı başta olmak üzere, tüm güç odakları karşısında bağımsız olması hukuk devletinin değişmez ilkesidir” dedi.
Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesiyle birlikte, parlamenter sistemden farklı bir kuvvetler ayrılığının da gündeme geldiğini ifade eden Cirit, “Yargının tarafsızlık özelliği güçlendirilerek, yargının denge ve denetleme görevi kuvvetlendirilmiştir. 1982 Anayasası’nın birçok maddesinin değiştiği, bu anayasayı topluma dayatanların yargılandığı bir dönemde, toplumun bütüncül ve tutarlı yeni bir anayasa oluşturulmasına ilişkin haklı beklentisine siyasilerin uzlaşma ile bir karşılık vermeleri gerekir” değerlendirmesini yaptı.

 

Tören neden Saray’da?
Kamuoyuna açıklanan Yargı Reformu Stratejisi’nde öngörülen dokuz amacın tam anlamıyla gerçekleştirilmesinin, adalet sisteminin daha da güçlenmesine önemli katkılar sağlayacağını savunan Cirit, Saray’da yapılan törene katılan TBB’ye “yapıcı ve uzlaşmacı tutuma destek oldukları” gerekçesiyle teşekkür etti.

 

İstinaf mahkemeleriyle ilgili eksikliklere dikkat çeken Cirit, şu değerlendirmede bulundu:
“Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonraki dönem esas alındığında hukuk davalarının istinaf aşamasında kesinleşme oranı yüzde 75 iken, ceza davalarında bu oran yüzde 85’tir. Davaların büyük oranda bölge adliyelerinde kesinleşiyor olması bazı hak mağduriyetleri sonucunu doğurmuştur. Bunun düzeltilmesi için bölge adliyesi mahkemesi kararlarına karşı kanun yararına bozma yolu açılmalı ve buna ilişkin kanuni düzenleme yapılmalıdır. Diğer bir önemli sorun da değişik bölge adliye mahkemelerinin kararlarındaki farklılıklarının mağduriyetler oluşturması ve bu durumun hak ihlallerine yol açmasıdır. Kamuoyunda rahatsızlık duyulan bir diğer husus da aynı olayda aldıkları ceza bakımından bir kısım sanıkların istinafta itiraza, bir kısmının ise Yargıtay’da temyiz incelemesine tabi tutuluyor olması, adil yargılanma hakkını zedeler niteliktedir. Bu halde suçlardan biri Yargıtay incelemesine tabi ise diğer suçların da bağlantılı olarak veya resen Yargıtay’a intikali adaletsizliğe engel olacaktır.”

 

AYM’ye eleştiri
Yargıtay Başkanı Cirit, Anayasa Mahkemesi’ne verilen bireysel başvuru yetkisini eleştirirken, “Yargıtay’ın uzman daireleri tarafından yıllara dayanan deneyim ve bilimsel tartışmalar sonucunda oluşturulan içtihatların, bu konuda uzmanlığı bulunmayan Anayasa Mahkemesi tarafından kaldırılması, hukuki öngörülebilirlik ve eşitlik ilkeleri üzerinde risklere yol açabilmektedir” dedi.

 

Kadın cinayetleri
Son dönemde artan kadın cinayetlerine işaret eden Cirit, “Kadına karşı şiddet ve cinsiyet ayırımcılığının, aile içi ve sosyal yansımaları dikkate alındığında, insan hakları ihlalinin ötesinde toplumsal ruh sağlığını tehdit eden bir yönü de bulunmaktadır. Televizyonlarda, gazetelerde ve internet sitelerinde bu yönde çıkan haberlerin neredeyse rutin hale gelmesi sorunun ciddiyetini göstermeye yeterlidir” ifadesini kullandı.

 

Erdoğan’ın konuşması
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, kuvvetler ayrılığı prensibinin, demokrasinin ve cumhuriyetin temeli olduğunu belirterek, “Her toplum ve devlet, kuvvetler ayrılığı ilkesini, kendi serencamına uygun şekilde hayata geçirmektedir. Dolayısıyla, dünyada tek ve değişmez bir kuvvetler ayrılığı, demokrasi, cumhuriyet, hukuk devleti uygulamasından bahsedilemez. Esasen böyle bir yaklaşım hayatın olağan akışına uygun da değildir” dedi.

 

Erdoğan, 24 Haziran seçimleriyle tüm unsurlarıyla fiilen hayata geçirilen yeni yönetim sisteminin kuvvetler ayrılığı ilkesinin daha belirgin ve keskin bir şekilde işletilmesine dayalı olduğunu savunarak, “Kuvvetlerin kendi içlerindeki faaliyetlerini yürütürken sahip oldukları bağımsızlık, başlı başına bir egemenlik hakkı değildir. Devlet sisteminde illa bir üstünlük aranacaksa, bu ancak anayasanın ve orada tezahür eden milli egemenliğin üstünlüğü olabilir. Yargı üzerinden, milletten ve hukuktan aldığı yetkiyle görevini yapan yürütme erki ile onun temsilcisi olan Cumhurbaşkanı’na saldırmak, aslında doğrudan siyasal alanı hedef almaktır” diye konuştu.

 

‘Seçim yöntemi değişmeli’
Erdoğan, son anayasa değişikliği ile yargı bağımsızlığı kavramının, yargının tarafsızlığı ilkesi ile tahkim edildiğini öne sürdü. Buna rağmen, demokrasiyi ve onun kurucu unsuru olarak siyaseti mesnetsiz saldırılarla yaralamaya çalışmanın, en başta yargı kurumuna saygısızlık olduğunu iddia eden Erdoğan, bunun en güzel örneğinin de idare içerisinde kamu kurumu niteliğindeki meslek teşekkülleri olan bir takım baroların adli yıl açılışını, sırf mekanından dolayı ‘provoke’ etmeleri olduğunu savundu. Erdoğan, “Önümüzdeki dönemde ilk çözmemiz gereken meselelerden birinin, barolar başta olmak üzere tüm meslek teşekküllerinin seçim yöntemlerinin temsili demokrasiye uygun hale getirilmesi olduğuna da inanıyorum. Yargıtay ve Türkiye Barolar Birliği başkanlarımızı, bu bağnaz ve provokatif dayatmalara karşı gösterdikleri dirayetli ve demokratik duruş sebebiyle şahsım ve milletim adına tebrik ediyorum.”

 

Avukatlar Saray’a değil, Ata’ya gitti

Saray’daki adli yıl açılışına katılmayı reddeden Ankara Barosu, alternatif adli yıl açılışı düzenledi. Ankara Adliyesi önünde açıklama yapan avukatlar, daha sonra Anıtkabir’i ziyaret etti. Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, “Herkes, istisnası olmayan bir adalete susamıştır ve susanan bu adalete avukatlar da dahildir” dedi.

Adli yılın ilk gününde Ankara Barosu’na kayıtlı yaklaşık 100 avukat, Ankara Adliyesi önünde bir araya geldi. Avukatlar adına açıklama yapan Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, omuzlarına yüklenen görevlerin zorluğunun farkında olduklarını kaydetti. Ülke tarihinin kriz anlarında gördüğü kaotik hukuk düzeninin, ne yazık ki uzun zamandır KHK’ler ve kararnameler araç yapılarak savunma hakkının sınırlandırılması suretiyle olağanlaştırılma eğiliminde olduğunu ifade eden Sağkan, “Türkiye’de temel hak ve özgürlüklerin başta ifade özgürlüğü olmak üzere büyük bir kısmı yok edilmiş, kalan kısmı ise bir lütuf gibi sunulmaya devam edilmektedir. Türkiye’de kadınlar, çocuklar, LGBTİ+ bireyler, hayvanlar, dağlar, ormanlar kısaca yeryüzünün güçlülerinden olmayan herkes, istisnası olmayan bir adalete susamıştır ve susanan bu adalete avukatlar da dahildir. Bizler mesleklerimizi, savunmayı temsil etmenin onuruna yakıştığı bağımsız bir yargıda; özgür, demokratik, laik bir hukuk devletinde icra etmeyi kendimize hak görüyoruz ve bu hakkı elde etmek için verilecek her türlü hukuki mücadeleyi kutsal addediyoruz. Şimdi önümüzde yeni bir adli yıl var. Üzerlerimizde cüppelerimiz ve cüppelerimize görünmez bir zırh yaptığımız ilkelerimiz ve cesaretimizle hukuk adına hukuk için mücadele etmenin verdiği kararlılık var” dedi.

Anıtkabir’i ziyaret ettiler
Adliye önündeki açıklamanın ardından Ankara Barosu’na bağlı avukatlar, Anıtkabir’i ziyaret etti. TBMM Başkanvekili Levent Gök’ün de katıldığı programda, avukatlar mozoleye çelenk koyup saygı duruşunda bulundu. Başkan Sağkan, daha sonra Misak-ı Milli Kulesi’ne geçerek Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazdı:
“Umutsuz durumların değil umutsuz insanların olduğunu, senin hiçbir zaman umudunu yitirmediğini biliyoruz, bizler de yeni adli yılda umudumuzu hiç ama hiç yitirmeden, Cumhuriyetimiz ve çocuklarımız için durmadan çalışacağımıza mesleğimizin kutlu yemini gibi söz veriyoruz."

 

KILIÇDAROĞLU’NDAN TEPKİ

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlenen adli yıl açılışını eleştirdi. Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında Saray’ın suç oluşturularak inşa edildiğinin Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından oybirliği ile karara bağlandığını anımsatarak şunları söyledi: “Yargının bağımsız, tarafsız ve gerçekten adalet dağıttığı bir ülkede, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun oybirliği ile yasal bulmadığı resmi bir binada adli yıl açılış töreni yapılabilir mi? Danıştay Başkan ve üyeleri yasal olmadığı kendi yargı kararıyla kesinleşmiş bir binada adli yıl açılış törenlerine katılabilir mi? Tören aynı zamanda bir siyasi partinin genel başkanının himayelerinde gerçekleşecek. Bir siyasi parti genel başkanının himayelerinde adli yıl açılış töreni olur mu? Bu üç sorunun yanıtı ‘evet’ ise o ülkede yargı bağımsızlığından, adaletten, haktan, hukuktan söz edilemez. O ülkede bir yönetim krizi var demektir.”

 

İSTANBUL BAROSU: Son sözü biz söyleyeceğiz

 

İstanbul Barosu yeni adli yılın açılışıyla ilgili Twitter’dan bir video paylaşarak açıklama yaptı. İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu’nun okuduğu açıklamada, “Hukuk mücadelesi İstanbul Barosu için varlık nedenidir. Son sözü biz söyleyeceğiz. Bu yıl ülkemiz yeni bir adli yıla başlıyor. Adli yılın tüm meslektaşlarımız için mutlu geleceklerin başlangıcı ve adil kararların üretildiği bir milat olmasını diliyoruz. Çünkü sadece geride bıraktığımız yıl içinde yaşadıklarımız bile ülkemizde çok ciddi bir yargı bunalımının olduğunu anlatmaya yetiyor” dedi.

 

DİYARBAKIR BAROSU: Yargı, sorunun parçası halinde

 

Diyarbakır Barosu da dün yeni adli yılı, alternatif açıklama ile adliye önünde açtı. Çok sayıda avukat, cüppeleriyle, üzerinde katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin fotoğrafı ile Türkçe ve Kürkçe “Seni unutmayacağız” yazısı bulunan pankartın önünde yeni adli yılı açtı. Burada konuşan Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın, Türkiye yargısının, derin bir kriz içerisinde olduğunu vurgulayarak, “Yargı, memleketin sorunlarını çözmek bir yana, kendisi sorunun bir parçası haline gelmiştir. Yargıyı özgürleştirmeden, bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlamadan memlekete ne demokrasi getirebilirsiniz, ne de refah. Bu nedenlerle yürütmeyi, yargı üzerindeki etkisini ve baskısını kaldırmaya çağırıyoruz” dedi. Aydın Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerine kayyım atanmasını da kınadı.

 

MERSİN BAROSU: Hukuk devleti düzeni istiyoruz

 

Yargıtay’ın, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlediği adli yıl açılış törenine katılmama kararı alan Mersin Barosu, adli yılın açılışı dolayısıyla Atatürk anıtına çelenk sundu. Törende konuşan Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, Yargıtay’ın Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yaptığı adli yıl açılış törenine, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle katılmadıklarını belirtti. Yeşilboğaz “Yargı devletin gücünü denetleyeceği yerde, maalesef devlet yargının gücünü denetlemektedir. Gücünü ve meşruiyetini hak, hukuk ve adaletten almayan devletlerde; suç, şiddet ve terör başta olmak üzere, birçok toplumsal sorun kaçınılmaz olur. İnsan hak ve özgürlüklerini, toplumsal barış içerisinde yaşama hakkımızı yok eden bir düzen değil; çağdaş, barışçıl, özgür ve demokratik hukuk devleti düzeni istiyoruz” dedi.

http://www.cumhuriyet.com.tr/

 

Hits: 253