Bu bir adli yıl açılışı yazısı değildir

~ 31.08.2019, Ali Rıza AYDIN ~

Adalet adli yıl açılışına, adli yıl açılışı da Külliye toplantısına ve katılıp katılmama haberlerine kilitlenince başlığı böyle atmak kaçınılmaz oldu.

Tamam; yetti artık, bunalttı artık demeyelim, yapılan mücadeleleri anlamlı görelim ama yargı alanında da olsa bu tür biçimselliklerin düzenin iç çelişkileri içinde kaldığını da söylemekten geri durmayalım. Durursak, güncelin gündemcilerinin gösterdiğiyle kalıp, ne adaletin ne de içinde olduğu düzenin analizini yapabiliriz. 

Evet, adalet kurumu adaletsizlik dağıtıyor; bunda hiç kuşku yok. Ama klasik deyişle, “sorun bakalım neden?”

Çok basit değil mi yanıtı? Çünkü adalet kurumunun içinden çıktığı düzen adaletsiz. Çünkü adalet kurumunun dayandığı hukuk adaletsiz. Çünkü hem düzen, hem hukuku, hem de kurumları sınıfsal. 

Barolar Birliği Başkanının Yargı Reformu Strateji Belgesi'ni överek "son derece olumlu" bulduğunu, Türkiye ittifakının yol haritası olduğunu söylemesini; adli yıl açılışının çok önemli bir diyalog zemini olduğunu, Türkiye'nin normalleşmesine, yeniden kucaklaşmasına katkıda bulunacağını ifade etmesini bu adaletsiz düzende ve sınıfsallıkta aramalıyız.

Biz bu kopyala yapıştır “reform” filmlerini ne çok gördük 12 Eylül 1980’den bu yana.

Vahşi sömürü ve baskı düzeninden, yobazlıktan ve gericilikten, cinayet ve katliamlardan, hırsızlık ve talandan, eşitsizlik ve adaletsizlikten uzak, başka bir yerdeyiz de bizim haberimiz mi yok?

Geçen gün bir dost anımsattı. Söyleşilerimden birinde “düşünün, hangi tarihimize dönmek istersiniz” diye sormuşum. Oradaki bir grup daha sonra aralarında tartışma konusu yapmış bu soruyu ve içinden çıkamamışlar. “Haklıymışsın” dedi, “meğer seninki soru değilmiş”.

Yargıyı sorun alanı olarak bataklığın içine iten düzenin ve de o bağımsız denilen yargının sınıfsal analizini yapmadan duvar sıva bile tutmaz. Zaten “parti devleti” içinde sıva atılacak duvar da kalmadı.

Emperyalizm ve gericiliğin işbirliğiyle palazlanan sömürü düzeni yıkılmadıkça her adli yıl öncekini aratacak, her reform da normalleşme arkasına saklanıp düzenin borusunu öttürecek. 

Adalet mi? Biçimsel tartışmaların gölgesinde çürüdükçe çürüyecek. Çürüdükçe düzenin ürettiği adaletsizlikleri perdeleyecek. Normalleşen de adaletsiz düzen olacak. 

Siyaset hukuk ve yargıyla biçimlendirilirken, sınıfsal hak mücadelelerinin kazanımları hukuk ve yargı aracılığıyla gasp edilirken, sınıf mücadeleleri hukuk ve yargıyla etkisiz hale getirilirken, bu katliama dahil olmayan hukukçular birçok tehditle sindirilirken, hukuk ve yargı piyasalaştırılırken, dinsel buyruklar hukukun içine yerleştirilirken, kadın ve çocuk insan sayılmazken, kurum ve kurallarıyla sömürü düzeni devam ederken, emekçiler ezilirken, sınıf yoktur denilip “işçi sınıfı mı kaldı” nakaratlarıyla maval okunurken hangi adaletten söz edilebilir ki…

Yoksulluk, eşitsizlik, adaletsizlik ve sömürünün yaratıcısı kapitalist/emperyalist düzenin varlığı için sermaye sınıfı ve iktidar, gericiliği ve özgürlük yargısını arkasına alarak, devleti ticarileştirerek seferber olmuşken hangi adil yargılanma hakkından söz edilebilir ki…

Yargı siyaset yapmamalıymış. Sermaye sınıfının yaşatıcısı ve istikrarcısı olmak, aynı sınıfın hukukuna dayanarak karar vermek, emekçileri aynı hukukla baskı altında tutmak, emekçilere düşman ceza hukukunu uygulamak, hukuksuzluğu meşrulaştırmak, sermaye ve savaş suçlarını, gericiliğe sığınan kadın ve çocuk düşmanlığını görmemek siyaset değil de nedir?  

Hep vurguluyoruz, egemen sınıfa ve siyasetine karşı, sömürücü düzene karşı mücadele ederken hukuk ve yargının önemli birer mücadele aracı olduğu yadsınamaz. 

Halkın gerçek adaletine, adaletli düzenin hukukuna ve yargısına, düzeni sınıfsal analize tabi tutulmadan aynı düzenin tamiratıyla ulaşılamayacağı bilinmeli. Hukuksal ve yargısal alanın sınıfsal gerçeği de bilinmeli. 

Bu düzende “adli yıl açılış yazısı” o kadar anlamsız kalıyor ki… Ama isteyen bu yazıyı açılış niyetiyle de okuyabilir; gerçek yurtseverlik, aydınlanma, adalet, eşitlik ve özgürlüğe, sınıfsız ve sömürüsüz dünyaya açılış…

http://haber.sol.org.tr/

Ali Rıza AYDIN | Tüm Yazıları
Hits: 533