Sen kime alçak diyorsun Bekir Efendi?

~ 11.01.2016, Kemal OKUYAN ~

Öyle ya sen Adalet Bakanı’sın. İstediğine “alçak” der, istediğine dava açar içeri tıktırırsın. Savcı senin, hâkim senin.

Mahkemede şansım olmayabilir, şansımı yazıda deniyorum bu nedenle.

Sen bana “alçak” diyemezsin efendi. Adalet Bakanı olsan da diyemezsin, sultan olsan da. “Bana” diyorum, çünkü üzerime alınıyorum. Buyurmuşsun ya “Diyanet'i itibarsızlaştırmak isteyen alçaklar, amaçlarına ulaşamayacaklardır; ama kirli niyetlerinin pisliğinde debelenebilirler” diye… İşte onlardan biri benim.

Diyanet’in daha da itibarsızlaşmasından yanayım, çünkü zararlı bir kurum.

Kocaman bir bütçeyi yutuyor her şeyden önce. 2015’te 6.5 milyar lira harcadı. Dışişleri Bakanlığı’nın bütçesinin üç katı bu. Hariciye İşleri şu sıralar çok itibarlı olduğu için değil, mukayese amacıyla söylüyorum. Diyanet anlamsız miktarda para kullanıyor ve bu ülkenin kaynaklarını çarçur ediyor.

Ne için?

Fetva vermek için!

Bir süredir Diyanet İşleri Başkanlığı, insanlara neyi yapıp neyi yapmayacaklarını dikte eden bir makam haline getirildi. Başkanlığın başında beyazlara bürününce daha sevimli ve inandırıcı olduğunu sanan bir zat var, her şeye karışıyor. Bir devlet kurumunun tepesinde duruyor ve yasalarda yazmayan, yazamayacak olan yasaklar getiriyor, kurallar koyuyor, vatandaşı korkutmaya çalışıyor. Korkmayana da bağırıp çağırıyor.

Bu yola giren bir devlet kurumunun itibarsızlaşmasında fayda var.

Böyle düşünüyorum diye bana “alçak” diyemezsin Bekir Efendi.

Kimse kimsenin inancına, inançsızlığına, ibadetine, ibadetsizliğine karışamaz. “Kutsal değerlerimiz” deniyor, Diyanet İşleri Başkanlığı neden “kutsal” ya da “dokunulmaz” oluyormuş? Nasıl uyduruyorsunuz.

Hakaret etmiyorum, şu haliyle gereksiz, zararlı bir kurum diyorum. Yasak mı?

Kimileri kurumu dışarıdan itibarsızlaştırır, kimileri de içerden. İçeriden itibarsızlaştıranlar daha başarılı. İnsana düşman, kadına düşman, çocuğa düşman, bilime düşman, sanata düşman yazılı ya da sözlü bir sürü “resmi” açıklaması oldu Diyanet’in. Çileden çıkarıcı…

Anlayacağın, Diyanet’i itibarsızlaştırmada aslan payı bizzat bu kurumu yönetenlerde. E hadi bana dedin, neden arkadaşlarını alçaklıkla suçlarsın Bekir Efendi?

Düşüncelerim, inancım senin gibi olmak zorunda değil. Hiç değil. “Kutsal” şeyleri filan tartışmıyorum, alabildiğine somut. Her tarafınızdan kadın düşmanlığı akıyor. Başında bulunduğun adalet sisteminin kadın cinayetlerine nasıl yaklaştığı ortada. Daha geçenlerde karısını öldüren adamın cezası “bir daha öldürmeyecek” saçmalığıyla ve ağır tahrik iddiasıyla komik bir düzeye çekildi. Ağır tahrik de şu: “Sen nasıl erkeksin”!

"Sen nasıl bakansın?"

Böyle dediğimde beni öldürecek misin Bekir Efendi?

Ya da her gün kocasından “bu ne biçim yemek, sen nasıl kadınsın” türünden azarlar işiten binlerce kadın baltayı kapıp kafa yararsa bu da ağır tahrik sayılacak mı?

Diyanet’in internet sitesinde yer alan iğrençlik bir komplo filan değildi. "Kirli niyetlerde debelenmekten" söz etmişsin, sizin cenahtan fışkıran kiri buraya taşısam, yazı bitmez, kimsede mide kalmaz. Bir bakın dünyada ve Türkiye’deki müttefiklerinize… Kafa keserler, kadın taşlarlar, heykele tükürürler. 

Sonra da kutsal değerler!

Soruyorum, değer nerede burada?

Velhasıl, Diyanet İşleri Başkanlığı kendini itibarsızlaştırıyor, bense daha da itibarsızlaşsın istiyorum.

Bana alçak diyemezsin Bekir Efendi.

 

solhaber

 

Kemal OKUYAN | Tüm Yazıları
Hits: 601