OHAL'den bu hale: İzmir'den Diyarbakır'a

~ 17.12.2015, Nazım ALPMAN ~

İnsan Hakları Haftası nedeniyle geçen hafta çeşitli etkinlikler yapıldı. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İzmir Şubesi ile Ege Üniversitesi İletişim Çalışmaları Topluluğu’nun düzenlediği 6. İnsan Hakları Belgesel Film Günleri içinde İZTV’de yayınlanan “1915 Tehcir Yolu” belgeselimiz gösterildi.
Fransız Kültür Merkezinin 190 koltuklu salonu tamamen dolmuştu. 50 Dakikalık film sonrasında bir de 30 dakikalık soru cevap bölümü oldu ki, konuya karşı duyulan hassasiyete şapka çıkartmak gerekiyordu.
Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yr. Doç. Dr. Hilmi Maktav, bütün seanslarda yoğun ilgiyle koltukların tamamen dolduğunu söyledi.
Organizasyon bir de disiplin kararı almış. Filmler başladıktan sonra salona kimse alınmıyor. İlk gün filme 5 dakika gecikmeyle gelen Fransa İzmir Konsolosu kapıdan dönmek zorunda kalıyor!
TİHV İzmir Şube Başkanı Coşkun Üsterci, artan zorluklara karşın İnsan Hakları Haftasında bu etkinliği yapmaktan vazgeçmediklerini anlattı. Salonda İnsan Hakları Derneğinin Onursal Genel Başkanı Akın Birdal’ın da bulunması organizasyonda görev alan gençleri mutlu etti.
Türkiye’nin en batısı olan İzmir’deki insan hakları anlamalarıyla aynı günlerde Diyarbakır şimdiye kadar muhatap olduğu saldırıların en ağırını yaşıyordu. Askeri dikta dönemlerinde bile bu kadar kaba biçimde taarruz edilmemişti.
Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, göz göre göre kamera kayıtları altında güpegündüz aleni olarak öldürüldü!.. Katil-katiller ortada yok! Halbuki koşarak gelip, koşarak gidiyorlar.
Neden öldürüldüğü ise herkes tarafından açık olarak biliniyor:
-PKK Terör örgütü değildir! demişti kısa süre önce…
Önce dava açıldı, tutuklandı, sonra serbest bırakıldı.

 

Diyarbakır’da son günlerde yaşananlar Ortadoğu savaşının sınırlarımızdan içeri girdiğini de gösteriyor. Sanki Suriye’de IŞİD’in Kürt savaşçılar karşısında kaybettiklerinin intikamı Kuzey Kürtlerinden alınıyor!
Hendek diye girdikleri kentlerin çatılarını uçurup çıkıyorlar. Bu kadar “hendek takıntısı” olursa korkarım Sakarya’nın büyük ilçelerinden olan Hendek de risk altına girmiş olabilir!
Tam bir “gözü dönmüşlük hali” hakim bölgeye…
Bu hal OHAL’den beter!

CAN'I 17 ARALIK'TA YARGILAMAK
Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar 17 Aralık 2015 günü (bugün) Çağlayan Adliyesinde yargılanacak.
Arkadaşın Babası” başlıklı yazısı için.
Tam 17 Aralık günü…
Türkiye’de artık herkes biliyor ki 17 Aralık çanak çömleğin patladığı ilk gündür. Dönemin Başbakanı için zor bir gündü. Sonradan bunun bir “darbe olduğunu” söylese de ilk anda öyle değil böyle konuşuyordu:
-İstanbul’da bir YOLSUZLUK OPERASYONU başladı… Evdeki nakitleri sıfırlayalım!
Bunların hepsine kılıf bulundu.
Kabul…
Ammaaaa…?
Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın o gün yani 17 Aralık 2013 günü NTV öğle haberlerine canlı telefon bağlantısı ile haykırdıklarını ne yapacağız?
-Ne yaptımsa Başbakanın emri ile yaptım. O da istifa etmelidir!
Bu sözleri bütün Türkiye duydu. Ne yapsanız da unutmak mümkün değil.
Can Dündar’ı 17 Aralık günü yargı önüne çıkartmak suçluların telaşından başka bir şekilde yorumlanmayacaktır!
Ayrıca dört bakan niye “durup dururken” istifa ettirildi ki?
Madem ki suç yok, suçlu da olmasın, değil mi?
Yazıyı bağlayalım:
-17 Aralık iktidarın yüz karasıdır, Can Dündar ise gazeteciliğin yüz akıdır!

Nazım ALPMAN | Tüm Yazıları
Hits: 656